Örf ve Adetlerimiz - Sayfa 2
Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz  

Go Back   Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz > Genel Kültür > Bölge Bölge Türkiyem

Rating , 9,5 out of 10 based on 25 ratings
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Aralık 2010, 00:22   #11
Yasaklı
 
Ben Sen O - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 23 Aralık 2010
Nerden: Attaleia
Mesajlar: 9.511
Tesekkür: 468
987
Tecrübe Puanı: 111
Ben Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond repute
Standart

Türk Örf Ve Adetlerine Göre Kına Gecesi...
“Türk - İslam Geleneğinde; hem sağlık hem güzellikhem de törensel açıdan özel bir yeri olan ve Dede Korkut hikayelerinde de sözü edilen kınaTürk inanç sistemine adanmış olmanın da işaretidir. Bunun içindir ki;”Vatana Kurban Olsun” diye asker adayına “Allah’a Kurban Olsun” diye kurbanlık koçlara ”Eşine Kurban Olsun” diye geline kına yakılır.Kınasız gelinin cennete gitmeyeceğine inanılır.Anadolu’nun her tarafında yaygın olan kına yakma geleneğiAnadolu dışındaki Türklerden;başta Kıbrıs Türkleri olmak üzereBulgaristan TürkleriGagauz Türkleri ve Karay Türkleri ile Azerbaycan Türkleri’nde vardır.

Bize ninelerimizden kalma bu gelenek özellikle Anadolu da genç kızların hepsine evlenmeden birkaç gün önce düzenlenir.Kına geceleri hüznün yoğun olarak yaşandığı bir gündür.Geleneksel yapının yoğun yaşadığı bölgelerde hala eski önemini korumaktadır.Ancak büyük kentlerde ise artık yapılmamakta veya sadece eğlenceden ibaret birgün olma niteliği taşımaktadır.Daha önceleri kızın evden ayrılışı son vedalaşması biçimindeyken günümüzde eğlenceye dönük nikahla evleniliyorsa düğünün yerini alan bir eğlence durumuna geçti.

Ancak gelin adaylarımızı da düşünerek geleneksel kına gecesini sizlere en ince ayrıntısına kadar anlatıcağız.

Geleneksel kına gecesi düğünden bir gün önce kız evinde yapılır.Çok yakın akrabalar ve genç kızlar kına gecesine katılır.Kınanın yakılacağı gün kız evine bayrak asılır.Bayrağın asılması düğünün başladığı anlamına gelir.Geline yakılacak kına oğlan evi tarafından alınır.Çoğu zaman kız evine gece öncesinde çerezlerle birlikte gönderilir.Kimi zaman da giderken götürülür.Özenle hazırlanan kına tepsisinde çerezler tatlılar kına çöreği veya kına helvası bulunur.Oğlan evinden gelenler kız evinde karşılanarak ağırlanır.


Gelin önce şık bir elbise giyer ancak kınanın yakılmasından önce üzerini değiştirerek “Bindallı” denilen kadifeden yere kadar uzanan kaftan türü bir giysi giyer. Gelinin başına kırmızı bir örtü örtülür.Gümüş veya bakır tas içerisinde “Başı bütün” diye adlandırılan analı babalı başından ayrılık geçmemiş bir kadın tarafından kına karılır.Kınanın içine bozuk para konur.Bu hem bereket dileği hem de kına yakan kişiye baht açıklığı sağlamak amacına yöneliktir.Kına yakılmadan önce gelin ve damadın oturması için salonun ortasına birer sandalye konur.Erkek tarafının getirdiği kına etrafı mumlarla süslü bir tepsi içine hazırlanır.Genç kızların ellerine birer mum verilir.Önce elinde kına tepsisiyle genç bir hanım arkasından gelin onun arkasından da ellerinde mumlar olan genç kızlar türkü söyleyerek boş sandalyelerin etrafında dönerler.Daha sonra gelin ve damat sandalyeye oturur.Bu arada baş övme gelin okşama yakım denilen içli kına türküleri söylenir.Amaç gelini ağlatmaktır.Kına gecesinde gelin kız mutlaka ağlar.Eğer ağlamazsa “Kocada gönlü var” şeklinde yorumlanır ve ayıplanır.Gelinin eline kına yakılırken “Gelin elini açmıyor…” denir ve bunun üzerine erkek tarafı gelinin avucuna küçük bir altın koyar.Avucunu açan gelinin avuçlarına kına yakılır ellerine tülbent bağlanıp eldivenler geçirilir.Erkeğe de aynı şekilde kına yakılıp eldiven geçirilir.Kına yakan kişinin bir hata yapmaması gerekir.Kınanın yanlış yakılması o kişinin cezalandırılmasını gerektirir.Ceza olarak bir hayvan kesmek zorundadır.Kına yakıldıktan sonra gelinin başındaki kırmızı örtü açılır ve kına misafirlere dağıtılır.Dağıtım sırasında para kime çıkarsa darısının ona olacağına inanılır.Özellikle genç kızlar unutmayın! Gelinin evlenmemiş bekar bir arkadaşı kimseye çaktırmadan kırmızı kına örtüsünü gelinin başından çalarsa onun da kısa sürede evleneceğine inanılır.Tüm bunlardan sonra türküler söylenmeye oyunlar oynanmaya devam edilir böylece gece sona erer.Sabah kızlar erkenden kalkarak gelinin elindeki kınayı yıkarlar.Elinin ortasına konmuş olan para da fakir bir çocuğa verilir veya güveye götürülüp bahşiş alınır.Güvey bu parayı cüzdanında taşır.”
__________________
.. Yasadışıyım ! Hadi tutukLa beni gözLerimden..



Ben Sen O isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Aralık 2010, 00:22   #12
Yasaklı
 
Ben Sen O - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 23 Aralık 2010
Nerden: Attaleia
Mesajlar: 9.511
Tesekkür: 468
987
Tecrübe Puanı: 111
Ben Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond repute
Standart

Sivas'ta eski ramazan günlerinde uzun emeklerle ortaya çıkarılan tel helva şimdilerde tamamen unutulmaya yüz tutan gelenekler arasında yer alıyor.

İnsanları birbirine yaklaştıran toka açlığı zengine yoksulluğu hatırlatan ramazan ayının gelenekleri zaman ve yeniden biçimlenen yaşam alışkanlıkları doğrultusunda değişiyor.

Bu değişim sürecinde Sivas'ta da ramazan ayına özgü gelenek ve göreneklerde de değişiklik gözleniyor. Ramazan akşamlarında eşin dostun eğlence amacıyla bir araya gelerek yaptığı tel helvan bugünlerde unutulmaya yüz tutuyor.

Tel helvanın yapımına başlamadan önceden eşe-dosta haber verilerek işi bilen kişilerin komutlarıyla helvanın yapımına başlanırmış.

"Tel helvanın iki ölçü şekere bir ölçü su katılıp ateş üzerinde karıştırılarak meyanesi hazırlanır. Rengi koyulaşan meyaneye limon sıkılır. Dibi yağlanmış bir leğene boşaltılan meyane soğumaya bırakılır. Diğer yandan da tereyağında pembeleşinceye kadar un kavrularak hazır hale getirilir. İyice soğumuş olan meyane bıçak yardımıyla tepsiden alınır. Akideleşmiş şeker usta ve yardımcılar tarafından sıkıla sıkıla yumuşatılarak uzatılır. En az 10-15 kere yapılan bu işlemden sonra iki ucu simit gibi birleştirilerek yuvarlatılır. Kavrulmuş un ortaya getirilip una batırılarak işe devam edilir. Odada bulunan usta helvacıların talimatıyla bir usta bir acemi olarak oturulan halkada çekile çekile büyültülen helva leğene sığmaz hale gelince 8 şekli verilerek çevrilir. Yani yeniden küçültülür ve tekrar çevrilmeye başlanır. Kavrulmuş un meyaneye yedirilir. Avuç içlerinin maharetli olması istenen helva çekme işinde eğer incelmemiş helva parçaları olursa buna kaşık sapı denilir ve helva çekene o sert kısım yedirilir. Yine tel dökmeyip bulgur bulgur olması da arzulanan bir şey değildir."
__________________
.. Yasadışıyım ! Hadi tutukLa beni gözLerimden..



Ben Sen O isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Aralık 2010, 00:22   #13
Yasaklı
 
Ben Sen O - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 23 Aralık 2010
Nerden: Attaleia
Mesajlar: 9.511
Tesekkür: 468
987
Tecrübe Puanı: 111
Ben Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond repute
Standart

Anadolu'da Ölümle İlgili Adet ve İnanışlar

Toplum hayatı birçok alanda değişik inanma adet töre tören ayin kalıp davranış vb. tarafından kuşatılmıştır.Gelenek görenek ve inançların daha etkili olduğu özellikle küçük yerleşim birimlerindegeçiş dönemlerinden olan ölüm de toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın yoğun olduğu alanlardan biridir.

Kişinin beden olarak yok olurken ruh olarak yaşamaya devam etmesi şeklinde değerlendirilen ölüm çoğu zaman korkulan bir süreç olarak karşımıza çıkar.

Bu korkunun yarattığı bilinçaltı baskıyla da alışılmışın dışındaki bazı davranışlar meteorolojik olaylar (yıldız kayması gök gürlemesi poyraz vb.)hayvanların hareket ve sesleri (köpek uluması baykuş ötmesi horozun vakitsiz ötmesi vb.) rüyada görülenler (tabut gelinlikdüğün-dernekdeveev yıkılması diş düşmesi soğan biber vb.) araç –gereçlerle (ayakkabının ters dönmesi makasın ağzının açık kalması evin tavanının gıcırdaması vb.) ve cenazeyle ilgili (boynunun eğri olması etinin cıvık olması vb.) kimi durumlar hastayla ilgili psikolojik ve fizyolojik değişiklikler (renginin sararması yiyip içmesinin kesilmesi ya da artmasıbakışlarını bir noktada sabitlemesi vb.)ölümün ön belirtisi sayılmıştır.


Ölüme yol açacağı düşünülen olaylar karşısında da kaçınma yoluna gidilir.Bunlar arasında vakitsiz öten horozun kesilmesi;kötüye yorulan rüya görüldüğünde hayır olsun diye evde hazırlanan ya da hazır alınan yiyeceklerden fakirlere verilmesirüyanın akan suya anlatılması;cenaze ***ürülürken hamile kadınların ve küçük çocukların uyuyorlarsa kaldırılması;cenaze olan evde su kaplarının boşaltılmasıcenazenin ***ürülmesiyle birlikte evin süpürülmesi;yıkama suyunun kaynatıldığı kazanın ters çevrilmesi vb. uygulamalar yer alır.

Ölüm sırasında kişinin rahat can vermesi sağlanmaya çalışılır.Bunun için öleceği anlaşılan kişinin başının altındaki yastık alınırağzına su veriliryanında yüksek sesle ağlanmazuzaktaki yakınları çağrılır.Gelememişlerse üzerine onlara ait eşyalardan ya da fotoğraflardan konur din görevlisi çağrılır ya da bilenler Kuran-ı Kerim okur.

Ölümün gerçekleşmesiyle birlikte cenaze / mevta genellikle öldüğü yerden rahat döşeği adlandırılan ve yere hazırlanan yatağa alınır. Çenesi ve ayakları (iki başparmağından) bağlanır.Eğer gece ölmüşse ve uzaktan gelecek bir yakını varsa bekletilir. Bekletme süresi genellikle 14-15 saati (akşam ölmüşse ertesi gün öğleye kadarsabah ölmüşse ikindiye kadardır) geçmez. Cenaze bekletilirken üzerine şişmemesi için bir demir parçası konur.

Cenaze bekletilirken yalnız bırakılmaz.Ölüm haberi iletişim araçlarından yararlanarak camiden okunan sela vasıtasıyla çevreye duyurulur. Bundan sonraki süreçte cenazenin öbür dünyaya yolculuğunu kolaylaştıracağı düşünülen işlemlere girişilir.Bu uygulamalar aynı zamanda ölümün getirebileceği kötü etkilerden geride kalanları korumaya yöneliktir.

Ölenin öte dünyaya gönderilişine ilişkin ilk hazırlıklar cenazenin belli kurallar dahilinde yıkanması ve kefenlenmesiyle başlar. Kadın cenazeyi kadınlar erkek cenazeyi erkekler yıkar.Yıkayıcılar bu işin kurallarını bilen ve tecrübeli olan kişilerdir. Yıkama köylerde evlerin içinde ya da bahçesinde teneşir tahtasının üzerinde yapılır ve yıkamanın yapıldığı yere fazla kişi alınmaz.
Yıkama işlemi bitince bazı yörelerde yakınları cenazenin üzerine bir tas su dökerek helalleşirler.Yıkama büyük kentlerde mezarlık gusülhanelerinde yapılır.Kefen olarak kullanılan bezin rengi beyazdır.Kadın kefeni erkek kefenine göre daha fazla parçadan oluşur.Kadın cenaze kefenlenirken genellikle kefenin içine kına (yıkama öncesinde bekletilirken de eline kına yakılabilir)çörekotugülsuyuzemzem vb. dökülür.Cenaze bekletilirken ya da kefenlerken kötü koku olmasın gerekçesiyle tütsü yapılabilmektedir.Kefenlenen cenaze tabut ya da sal içine konarak cenaze namazının kılınacağı yere ***ürülür.Cenaze namazı mezarlıkta ya da camide kılınır.Cenaze namazına genellikle kadınlar katılamaz.

Cenaze namazının ardından tabut gömüleceği mezara ***ürülür.Mezar tabut getirilmeden önce hazırlanır.Genellikle kadın mezarı erkek mezarına göre daha derin kazılır.Bir çok uygarlığa mekanlık eden Anadolu’da Arkeolojik kazılar sonucu değişik gömme şekillerine rastlanılmıştır. Küp içinde sanduka içindelahit içinde üst üste katlardan oluşan bölmeler içine yatırılmış halde höyük ve tümülüs içinde mumyalanmış olarak vb.Günümüzde ise yaygın olanı;mezarın düz bir şekilde kazılması ya da içine ayrı bir oygu (leht sapıtma vb.) açılarak cenazenin oraya yatırılması şeklindedir. Oygu ağaç parçalarıyla kerpiçle tuğlayla ya da briketle örülür sonrasında üzerine toprak atılır. Cenaze mezara genellikle tabutsuz konur. Gömülme işleminin tamamlanmasıyla birlikte din görevlisi ya da bilen bir kişi tarafından cenazeye öbür dünyada yardımcı olacağı inancıyla telkin verilir. Mezarın üzerinin yapılması için toprağın çökmesi beklenir. Bu süre genellikle bir yıl sonrasıdır.

Mezarların baş ve ayakucunda ya da sadece başucunda mezartaşı bulunur.Mezarlar ahşap taş beton ya da son zamanlarda mermerden yapılabilmektedir. Mezarlar genellikle –köylerde olsun daha büyük yerleşim birimlerinde olsun- ortak kullanılan mezarlıklarda bulunmakla beraber aile arazisi içine yapılmış olanları da vardır. Bazı kentlerin geniş mezarlıklarında aile mezarları oluşturulmuştur.

Mezar üzerine genellikle su bölmesi ya da kabı konur çiçek dikilir.Başına çeşitli ağaçlar (çamsöğütdutselvikavak vb.) dikilir.Mezartaşına süslemeler yapılır ölen kişinin adı-soyadıdoğum-ölüm tarihi bazen de edebi niteliği olan sözler yazılır.

Mezartaşları yapıldığı çağı yansıtmasıyla da birer tarihi belge özelliğindedir.Mezarın üzerine basılmaz ve hayvanların mezarlığa girmemesine dikkat edilir.Büyük kentlerde cenaze işlerini alan –ölüm ilanının verilmesinden defin işleminin yapılmasına kadar- ticari kuruluşlar da vardır.

Cenazenin gömülmesinin ardından cenaze evindekileri teselli etmek amacıyla mezarda ya da eve gelmek suretiyle baş sağlığı dilenir.Baş sağlığı için cenaze evine gelip gitmeler bir süre devam eder.Bu arada cenaze çıkan evde (köylerde) genellikle ilk 2-3 gün yemek pişirilmez; yemekleri komşular getirir. Ölünün ardından üçü yedisikırkıelliikisiyılı şeklinde dinsel törenle ve yemekle anıldığı günler düzenlenir.Bu günlerde cenazenin kimi değişimler yaşadığına inanılır ki bunlardan en yaygın olanı kırkında ya da elliikisinde cenazenin etinin kemiğinden ayrıldığı dolayısıyla o gün yapılanların ölünün acısını azaltacağına ilişkindir.Diğer yandan ölen kişi memnun edilerek ondan yakınlarına gelebilecek bir zarar da önlenmiş olur. Özel günlerde (ölünün üçüyedisikırkıbayramlarPerşembe günleri vb.) pişirilen ve dağıtılan helvanın ya da diğer yiyeceklerin kokusunun ölüye gittiğine inanılır.

Ölen kişinin öte dünyada rahat etmesini sağlamaya yönelik uygulamalardan bir diğeri de borçlarını gidermek amacıyla yapılan devir ıskat kefaret dardan indirme vb.dir.. Söz konusu uygulama farklı isimlerle ifade edilse de aynı işlevi yerine getirmektedir.Ölen kişinin eşyalarından (elbise ayakkabı vb.) bazıları hatıra olsun diye evde saklanırken pek çoğu da fakir olanlara dağıtılır; alan olmazsa ve işe yaramayacak durumdaysa da yakılır.

Cenaze olan yerde o gün düğün varsa davul-zurna çalınmaz.Daha sonraki günlerde de cenaze evinden izin alınır. Söz konusu durum kentlerde yaşayanlar için değil köyler gibi yüz yüze ilişkilerin daha yoğun olduğu küçük yerleşim birimleri için geçerlidir. Yakınlık duyduğumuz ya da tanıdığımız birinin kaybıyla duyulan acı ve üzüntü toplumsal kalıplar içerisinde yaşanır ve bu sürecin adı da yastır.Cenaze evindekiler ve cenazenin yakınları bir süre (40 günden 1-2 yıla kadar) eğlenceli ortamlarda bulunmazlar yeni elbise giymezler. Kimi yörelerde erkekler 1-2 hafta tıraş olmaz. Cenaze için ağıtlar yakılır.Yas süresi ölen kişi genç ise daha uzun sürer.

Ölen kişinin ruhunun her yerde gezdiğine ve kimi zamanlarda evine ziyarete geldiğine kendisi için bir şey yapılıyorsa memnun ayrıldığına yapılmıyorsa üzgün ayrıldığına inanılır. Mezar ziyaretleri daha çok bayramlar ve arife günlerinde yapılmaktadır. Bu ziyaretlerde mezar başında dualar okunmakta; mum tütsü yakılabilmekte para şeker lokum evde hazırlanmış yiyecekler dağıtılabilmektedir.

Hızlı değişimlerin ve teknolojik alanda önemli gelişmelerin yaşandığı dünyamızda şu da bir gerçektir ki; insanoğlu için ölüm kaçınılmaz bir sondur. İşte toplumu kuşatan söz konusu inançlar ve uygulamalar da kaçınılmaz olan bu sonun daha kabul edilebilir olmasını sağlamak şeklinde bir işlevi yerine getirmektedir.



MEZAR TAŞLARI YAZILARI

Mezar taşları gerek yapısal özellikleri gerekse üzerindeki yazıları ile Türk'ün zengin iç dünyasını ince beğenisini yüce düşüncesini gösteren en güzel örneklerdendir. O mezar taşları ki yerine göre bir tarih yerine göre bir ağıt çok kere de ölenin dilinden duyulan acı ve elemli bir yankıdır. Biçimlerinden yazılarından kişilikler ile kimlikler anlaşılır. Kabristanlar birer müze mezar taşları da buralarda yatanların anıtı varlıklarının kanıtıdır.

Yaşlıların taşlarında kişilikler gençlerinkinde dünyaya doymamışlığın özlemi vardır. Kimisi ecelinden kimisi umulmadık bir olaydan göçüp gitmiştir. İyilikler güzellikler tüm acılığı çıplaklığı ile o taşlarda sergilenmiştir. Okuyanda kimi gözyaşı kimi de derin bir düşünce görülür. Bu düşünce karşısında gerçek felsefe o taşın başında yapılır.

Gelenekler görenekler toplumun sosyal yapısı da yer alır o taşlarda. Dilekler istekler vardır onlarda. Dünyanın hiçliği da anlaşılır o taşlarda. Çalışmanın başarının gizi vardır üzerindeki satırlarda. Eski Türklerde "Balbal" denirmiş bu taşlara. Balballar kahramanlığını gösterirmiş eski Türklerin. Bugünküler ise aynı ulusun yaşam felsefesini duygu ve düşüncesini evrene bakış açısını inancını dünya görüşünü koyuyor ortaya.

Aynı zamanda dil ürünlerinin güzel örnekleridir mezar taşları.Dilciyetarihçiye folklorcuya felsefeciye edebiyatçıya zengin bir hazinedir hazine gibi sunulmuş büyük bir armağandır. Kısaca söylemek gerekirse mezar taşları; tarih yapraklarıdırgeçmişten gelen edebiyat sayfalarıdır. Tarihin unutulmuş sayfaları bile vardır orada.

Yazık ki mezar taşları da zamana dayanamıyorzamanla yapılan savaşta egemenliğini yitiriyor doğadan silinip gidiyor.Çağdaş uygarlık yarışı da dünkü mezarları bile eski sayıp ortadan kaldırıyor.Biz insanlar ise ilgisizvefasız varlıklarız.Yarınki geleceğimizin mezar taşlarının başına gelenler olacağını nedense anlamıyoruzanlamak istemiyoruz.Her gün biraz daha onlardan uzaklaşıyoruz geçmişimizden kopuyoruz.

Mezar Taşı Yazılarından Örnekler:

İlim ve Maarif ve Hem Vatanperver İdi.

Nesline Matuf İdi. Bu Hizmeti Birakup
Ahfadına İrtihal Darı Baka Eyledi.

Rahat Olsun Cihan İçre Ruhu Pak Ebedi.
Akuva Müftisi El Hacci Hafız Şakir Burcu

Bey Ruhuna Fatiha.
82 Senelik Muallim

Doğumu 1854-Akuva'daÖlümü
İnegöl'de 14 Temmuz 1926

Ey Birader! Dikkat Et Şu Mezarımın TaşınaAkıllı İsen Gafil Olma
Aklını Al Başına.

Sallanıp Gezer İdimBak Ne Geldi Başıma.
Akıbet Turap Olup Taş Dikildi Başıma

Rizeli Bayram Ruhuna Fatiha 04.04.1935

Bakıp Geçme Ey Muhammed Ümmeti! Ölünün Diriden
Bir Fatihadır Minneti.
Necdet Çelebi / 1937-1982

Kurtuluş Savaşı Gazisi
Hamdi Özşan 1899-1981

Ziyaretçi! Burada Emekli Yarbay
Galip Aksoy Medfundur Ruhuna Fatiha / 1908-1954

Bir Kamyon Yaktı CanımıDevrilip Akıttı Kanımı.
Hasret Bıraktı Annem İle Babamı.
Okuyunuz TaşımdaSoldum 16 Yaşımda.
Beni Rahmetle AnınAğlayın Başımda.
Ekrem Oğlu Kenan Akman
1960-1976
__________________
.. Yasadışıyım ! Hadi tutukLa beni gözLerimden..



Ben Sen O isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
adetlerimiz, ve, örf

Seçenekler
Stil

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:30.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Forumla+

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231