radyo sohbet facebook twitter iletisim
Forum  

Evolüsyon ve Envolüsyon

Bunları Biliyor musunuz?



Go Back   Forum > Forumla Eğlence > Ortaya Karışık > Bunları Biliyor musunuz?

beyazesyam


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Şubat 2011, 17:25   #1 (permalink)
Kayıtlı Üye
 
nisanurnebioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Ocak 2011
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 21
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür: 6
Rep Gücü : 0
Rep Puanı: 70
Seviye: nisanurnebioglu will become famous soon enough
Standart Evolüsyon ve Envolüsyon



Evolüsyon, Fransızca kökenli bir kelime olup, anlamı, "evrim, tekâmül"dür. Envolüsyon da aynı dile bağlı olup, "gerileme" anlamına gelmektedir. Okültizm ise, bu anlamlardan bir prensibin izahına doğru kaymakta ve çok geniş kapsamlı olabilecek bir ilkeyi araştırmaktadır. Şimdi değişik kaynaklardan da yararlanarak, evolüsyon ve envolüsyonun neler ifade edebileceğini anlamaya çalışalım.

İnsanda dolanmakta olan akışkanlar, bu hareketlerinde belirlenmiş pek çok istikamete yönelirler. Bu yönler, bu akışkanların başlıca etki merkezlerinin işlevleri ve karşılıklı konumlarına göre oluşurlar. Okültistler, insan bedenini baş, göğüs ve karın olmak üzere üç ana bölümde ele alırlar. Bu üç merkezden her birinin, başlıca etki merkezi oluşturdukları üç akışkan vardır: sinir gücü, kan ve kilüs.

Bir akışkanın, aşağı bir merkezden, örneğin karından, daha yüksek bir merkeze, yani göğüse yükselmek için yaptığı harekete evolüsyon denir.

Bir akışkanın, bunun tam tersine olarak, daha üstün, daha yüksek derecedeki bir merkezden, daha aşağı seviyede bir merkeze, örneğin baştan göğüse alçalmak için yaptığı harekete de envolüsyon denir. Demek ki, insanda bir evolüsyon ve envolüsyon hareketi cereyan etmektedir. Bunları biraz daha genişletelim.

Her bir merkez (baş, göğüs veya karın) pek çok akışkan akımına uğrayan organlarla donatılmıştır. Her merkezde öncelikle dışarıdan gelen ve bu merkezden geçtikten sonra geldiği yere tekrar geri dönen bir akım vardır: Karın için besinler, göğüs için solunan hava, baş için duyumlar gibi.

Bundan başka, ayrıca, bir de aşağı merkezden gelen, evolüsyon hâlinde bir seyyal akım vardır: göğüse gelen kilüs, başa yükselen kan. Bir merkezin etkisinin sonucu şu üç faktöre bağlıdır:

1- Alıcı ya da transformatör organın kalitesi;
2- Dışarıdan gelen akımın kalitesi;
3- Gelişmiş (evolüsyon) akımın kalitesi.

Demek oluyor ki, örneğin kanın maddî ve dinamik kalitesi bir taraftan alıcı organların (ciğerler) kalitesine, diğer taraftan solunan havanın kalitesine bağlıdır. Evolüsyon doktrinini etüt eden okültistler, doğada (ve insanda) güçlerin alt plânlardan en yüksek plânlara doğru olan derece derece ilerlemeleri gözlemi üzerinde dururlar. Bu gelişimin sebebi nedir? Bu değişim neden olmaktadır?

Sindirim sistemi organları içine girmiş bir besin parçasını ele alalım. Bu besin parçası, ancak kendisini insanî organik madde, yani kilüs hâline dönüştürecek bir evolüsyona uğradığı takdirde sindirilebilecektir. Bu evolüsyonu, sadece organizmanın doğal fonksiyonunun bir sonucu olarak nitelendirip bırakmak eksik olur. Sindirim organlarının işleyişinin sebebi nedir? Bunun cevabını araştırdığımızda, sindirim organlarına bir yandan kanın, diğer yandan hareket ettirici sinir gücünün doluştuğunu görürüz.

Bu iki akım da yüksek merkezlerden gelmektedir, birincisi göğüsten, diğeri de baştan gelmektedir. Görüyoruz ki, alınan besin maddesinin evolüsyona uğrayıp kilüs hâline dönüşmesi, sindirim organına etki eden güçlerin çifte envolüsyonu ile gerçekleşebilmiştir. Bu, bir yasaya bağlıdır: Her evolüsyonun öncesinde bir envolüsyon mevcuttur.

Mikrokozmosta vuku bulanlar, benzer şekilde makrokozmosta da cereyan ederler. Çünkü "Yukarıdaki aşağıdakine, aşağıdaki de Yukarıdakine benzer." Ve doğal evolüsyonun anahtarı, formların uğradığı değişimlerin gözlenmesinde değil, bu şekil değişimlerinin sebebi olan envolüsyona uğramış (alçalan) güçlerin araştırılmasında yatmaktadır.

Doğum ve Ölüm
İnsanın ölümsüz ruhu, bir dünya hayatında, ondan önceki yaşamlarında yaptığı işlerin sonuçlarıyla karşılaşmaktadır. Dünya hayatımız esnasında, gelecekteki kaderimizi de bizzat tayin etmekteyiz.

Fizik beden öldüğünde, ruh varlığı aşağı bir hâlden yüksek bir hâle geçer: Bu bir evolüsyondur. Tersine, yeni bir bedende doğmak icap ettiğinde ise varlık, yüksek bir hâlden aşağı bir hâle geçer: Bu da bir envolüsyondur.

Bu evolüsyon ve envolüsyon dizileri esnasında fizik, astral ve psişik evren, zamanda ve mekânda ileri doğru olan yürüyüşünü sürdürmektedir. Küresel olarak ifade edersek, genelde geçerli olan Tekâmül Yasası'dır. Gerileme yoktur. Zaten evolüsyon gelişim, envolüsyon da gerileme anlamına gelmekle beraber, her ikisi de bir merkezde, Tekâmül Yasasında birleşirler. Yani gerileme yoktur. Yine tekâmül içinde oluşan bir hâl değişimi, şuurlu ve maksatlı bir kabalaşma, bir alçalma söz konusudur. Amaç, evrimin hızlandırılması, belli bir tekâmül merhalesinin katedilmesidir.

Evreni büyük bir transatlantiğe benzetelim. Köprüden, en aşağılardaki kamaralara dek inip çıkan yolcuların bu hareketleri, şaşmaz şekilde rotasını takip eden geminin seyrini etkilemez. Geminin belli bir amaca ve yöne doğru seyretmesine bağımlı olmaları dışında, yolcular tam anlamıyla özgürdürler.

Evolüsyon (ölüm) ve envolüsyon (doğum, bedene bağlanma) dizileri esnasında ölümsüz varlık, geçmiş yaşamlarına bağlı olarak farklı koşullarda tecrübeler yapar. 5. yüzyıl düşünürlerinden Hierocles şöyle diyor:

İnsan, kaçınılmaz şekilde yaşadığı bahtsızlıklarının kaynağını tanımak zorundadır. Liyakatine ve geçmişteki eylemlerine göre iyileri ve kötüleri kendisine dağıtan İlâhî Hikmet'i itham etmekten sakınarak, şayet geçmiş hatalarından dolayı engelleyemediği bir dizi ıstırap yaşamaktaysa, bundan sadece ve sadece kendini sorumlu tutmalıdır. Çünkü Fisagor, geçmişteki birçok yaşamı kabul ediyordu ve bizi etkilemekte olan şimdinin ve tehdit etmekte olan geleceğin, eskiden meydana getirdiğimiz eserlerin, geçmişin bir ifadesi olduğunu savunuyordu.

Malını ve servetini kötüye kullanan bir zenginin, gücünü kötüye kullanan bir imtiyaz sahibinin tüm hayatı boyunca talihsizliklerle mücadele eden bir insan bedenine enkarne olmaları gayet doğaldır. diyor, Papus ve şunu da ekliyor:

Bu talihsizlikler Tanrı'dan gelmemektedir. Bunlar, ölümsüz ruh varlığının geçmiş yaşamlarında, kendi iradesi ile yaptığı uygulamalardan gelmektedir. Ama bu hayatı esnasında varlık, eprövlerindeki sabır ve mücadelelerindeki sebatı sayesinde yitirdiği bölgeyi yeniden fethedebilir.

16. yüzyıl teolog ve okültistlerinden Agrippa ise şöyle diyor:
Tanrı'nın yasalarının önlenemez gücü, gelecek yüzyıllarda her bir kişiye, geçmiş yaşamlarını sürdürüş biçimi neticesinde, lâyık olduklarını verecektir. Öyle ki, bir yaşamında haksızlıklar yaparak hüküm süren bir kişi, diğer bir hayatında hizmet eden olacaktır.

Tekâmül tüm evrende mevcuttur. Her varlık bu yasaya bağımlıdır ve gelişmek zorundadır. Ayrıca her varlık, toplum yaşamında gerek hayatı esnasında, gerek tekrardoğuşları esnasında, inişler ve çıkışlar gösterme durumunda kalır. Envolüsyon ve evolüsyonun her türlüsünü yaşamakta ve şuurlanmaktadır.

Ezoterik öğretiye göre, dünya beşerinin macerası da bir envolüsyon-evolüsyon düalitesi içindedir. Bir yükselişe geçmeden önce aşağılara iniş vardır. Ayakların tabana değmesi olarak da ifade edilebilecek olan bu hâl, günümüzde tamamen maddî değerlere tutunan insanın durumu ile örneklenmiş olmaktadır. Bu tam bir envolüsyon hâlidir. Okültistler bu düşüşün bir çıkış tarafından izleneceğini belirtirler. Kıyamete dek süren bu düşüş, envolüsyon, bunun akabinde bir yükselişi doğuracaktır. Tabiî kastedilen kıyamet, insanın kendi iç kıyametidir. Uyanışı, yaşamının amacını kavramaya başlayışıdır.

Bu, alışılmış, bağlanılmış pek çok değerlerin batması, insanın içindeki o kıtaların sulara gömülüşü ve yaşanacak yeni iç kıtalar bulmaya mecbur olunuşu nedeniyle bir iç kıyamet olarak nitelenmektedir. Yoksa fizik kıtaların batması değil. O, dünyanın kendi yaşamı ile ilgili bir husustur. Ve denmektedir ki, artık bu iç kıyametin oluşması için tüm insanlık, giderek artan bir hızla hazırlanmaktadır.

Eski devirlerde binlerce yıl zarfında oluşan değişimler günümüzde artık, sadece 10-20 sene zarfında gerçekleşebilmektedir. Tüm bu hızlanışa uygun olarak da insanların realiteleri süratle değişikliğe uğramaktadır. Geçmişte binlerce yılda oluşan iç hâl değişimleri, günümüzde çok kısa sürelerde gerçekleşmektedir.
nisanurnebioglu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanlarımız
beyazesyam
Cevapla

Etiketler
envolüsyon, evolüsyon, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:30.

Sistem BilgileriSite Bilgileri
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 Forumla+


Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar paylaşımlarını önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yinede sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız mail iletisim adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelenip en kısa sürede gereken yapılır.
Türkiyenin en iyi Forum Sitesi!

sayaç


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500