Türkiyenin En İyi Forum Sitesi
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Platin Üye ![]() Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2010 Şehir: İstanbul Mesajlar: 1.806 Ettiği Teşekkür: 340 Aldığı Teşekkür: 621
Rep Gücü : 65 Rep Puanı: 6257 Seviye: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() ![]() İşverenlerin emziren anneye anlayışı vicdani sorumluluk ![]() Emzirmek bir annenin bebeğiyle paylaştığı en özel an. Belki de, doğumdan sonra babanın bebekle tek paylaşamadığı, annenin ise Allah tarafından kutsal kılındığı, kıskanılası bir mucize. Annenin ve bebeğin bu dönemi en sağlıklı şekilde yaşamasını sağlamak, bir insanlık görevidir. İşverenlerin, bu süreçte çalışan kadına gereken anlayışı göstermesi ve pozitif ayrımcılık uygulaması, her şeyden önce vicdani bir sorumluluktur. Almanya ve İsveç’te doğum sonrası ücretli izin süresi 47, Norveç’te 44, Yunanistan’da 34 hafta. Türkiye’de ise bu süre sadece 16 hafta. Bebeğin bir yıl anne sütü emmesi tavsiye edilse de, anneler dört aylık bebeğini evde bırakıp işe dönmek zorunda kalıyor. Birçok işyeri sahibi ise süt izni kullanımını neredeyse yok sayıyor. Kadın sürücüleri taciz etmekten keyif alıyorlar ![]() Her gün binlerce kadın, trafikte birçok tatsız olayla karşılaşıyor. Trafikte kabalaşan bazı erkek sürücüler, bazen sözle, bazen de hareketleriyle kadın sürücüleri taciz ediyor. Bir de ‘Kadınlar iyi sürücü değildir’ kanısı yüzünden, hatalı olsalar da olmasalar da kadın sürücülerin üzerine fazla gidiliyor. Özellikle, geceleri yalnız kadın sürücüleri taciz etmekten büyük keyif alan erkek sürücüler var ne yazık ki. Tüm bunların tamamen ortadan kalkması ve kadın-erkek ayrımının her alanda tarihe gömülmesi gerekli. Türkiye’de 21 milyon sürücünün dört milyona yakını kadın. ‘Trafikte taciz öldürüyordu’, ‘Trafikte taciz korkusu’ başlıkları, gazetelerin üçüncü sayfalarının değişmezi. Anketlere göre bir kadın sürücü, hayatı boyunca en az beş kez trafikte ciddi manada tacize uğruyor. Kadın bir seviyedir hep yüksekte tutalım Türkiye’de kadın olmak zor zanaat. Feodal yapı, örf ve ananeler yüzünden üzerlerinde aşırı baskı var. Ekonomik özgürlükleri yok. Kadının duygularını anlayan, kadına kıymet veren erkeklerin ruhu terbiye olur. Aşklar, evlilikler ve kadın, ağaca benzer; kadın kurursa, kırılırsa o ağaç bir daha yeşermez. Kırılmış dallar da ölüdür. Hem bedenen, hem ruhen öldürülen kadınların olduğu toplum, itici gücünü kaybeder. Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i kurar kurmaz kadını ayağa kaldırdı. Kadın pilot, kadın öğretmen, kadın mühendislere yol açtı. Kadınsız bir toplumun ilerleyemeceğini çok iyi biliyordu. Devrimci insan bunu yapar. Zeki, akıllı, cesur insan, kadını öne çıkarır ve kadını daima el üstünde tutar. Kadın bir seviyedir, o seviyeyi hep yüksekte tutalım. Kadife giyilmiş elle kadını okşayalım. Kadının olduğu tüm ortamlarda varım. Çünkü kadın bir kültürdür. 100 kadından 62’si işgücüne katılmama sebebini ‘ev kadını’ olmasına bağlıyor. Ev kadınlarına isteğe bağlı sigortalılık olanağı sağlanıyor ama primlerin yüksekliği ve eşe bağımlılık yüzünden sigorta yaptıramıyorlar. Kadınlar yuvasını korumak için estetik ameliyatı zorunlu hissediyor Türkiye’de kadın olmak zor zanaat. Erken yaşta evlenmek, çok doğum ve geleneksel fazla kilolar, kadının biyolojik deformasyonuna neden oluyor. Erkeklerden güzel olmak sadece kadının işiymiş gibi bir yaklaşım hakim. Hele hele ilerleyen yaşlarda maddi olanaklara sahip oldukça, genç kadınlara ilgisi daha da artıyor. Bu durum özellikle ev kadınları üzerinde bir baskı oluşturuyor ve kendini estetik ameliyat olmak zorunda hissediyor. Estetik ameliyat yaptıran kadınların birçoğunda ana problem, özgüven eksikliği ve kadının yuvasını koruma içgüdüsü. Modern dünyada kadının yaşlanma ve çirkinleşme hakkı yok. Güzellik çoğu zaman lanet gibi kadınların peşinde. Bazı akademisyenler, kadının güzel olma zorunluluğunu ‘örtülü terör’ olarak adlandırıyor. Eğitimsizlik vahşileştiriyor ![]() Kadın-erkek eşitliğinin sadece lafta olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. İşte bu yüzden, hâlâ töre cinayetleri ve kadın istismarları yaşanıyor. Birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da sürekli konuşuyoruz ama iş bir şeyler yapmaya geldiğinde kılımızı bile kıpırdatmıyoruz. Bunun sebebi tamamen eğitimsizlik ve maddi sorunlar. İnsanların eğitim düzeyi ve maddi durumu kötüleştikçe, içlerindeki kötü dürtüler daha fazla ortaya çıkıyor ve vahşileşiyor. Türkiye’nin yoksulluktan sıyrılıp, tam anlamıyla refaha kavuşması için daha çok zaman olduğunu düşünürsek, en azından eğitim konusunda acil harekete geçilmeli. Hemen! 2006 yılında yapılan araştırmaya göre 2000-2005 yılları arasında bin 190 genç kız ve kadın töre cinayetine kurban gitti. Her yıl yaklaşık 200’ü aşkın kadınımız töre cinayetine kurban gidiyor. Aile tarafından öldürülmeyen ama kendini öldürmeye zorlanan vakalar ise kayıtlara töre cinayeti değil intihar olarak geçiyor. Kızların küçük yaşta zorla evlendirilmesinden utanç kaynağı Ülkemizde hâlâ gencecik ve daha reşit bile olmamış genç kızlar, başlık parası karşılığında aileleri tarafından zorla evlendiriliyor. Bu bir kara cahillik ve geri kalmışlıktır. Ben modern bir Türk genci olarak, ülkemin bazı yörelerinde kız arkadaşlarımızın bu şekilde evlendirilmesinden büyük utanç duyuyorum. Küçük yaştaki genç kızların evlendirilmesi onları hem fiziksel hem de ruhsal olarak çökertiyor. Bazı yerlerde kız çocuğu doğduğunda, insanlar “Olsun bir sonraki erkek” olur diyebiliyor. Kadın olmadan erkeğin de var olmayacağını niye unutuyorlar? Türkiye’deki her üç evlilikten biri zorla ya da erken evlilik. Bazı yörelerde evlilik yaşı 12’ye kadar iniyor. Her şeyi veremiyorsan bari okuma hakkını ver. Türkiye’de kadın olmak zor. Kız çocuğu olmak ise, çok daha zor. Çocuklar her şeyi ister. Okumayı da ister. Onlara her şeyi veremiyorsan, bari okuma hakkını ver. Hiç değilse büyüyünce birşeylere ulaşma şansı olsun. Türkiye’de 4 milyona yakın kadın okuma yazma bilmiyor. 6-24 yaş grubunda okuma yazma bilmeyen 220 bin kadın var. İlköğretimde kız çocuklarının okula gitme oranının en düşük olduğu iller şöyle sıralanıyor: Bitlis yüzde 84.27, Van yüzde 84.57, Hakkari yüzde 85.05. Ruanda Meclisi’nde 80 sandalye var. 45’inde kadınlar oturuyor. İsveç’te ise 349 sandalyenin 157’si kadınlarda. Oran yüzde 45. Küba’da Meclis’in yüzde 43’ü kadın... Mozambik’te yüzde 39’u... Türkiye, yüzde 9.1’lik kadın milletvekili oranıyla, dünya genelinde 136’ncı sırada. Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunların düzelememesinin ardında da bu vahim uçurum gizli aslında. "Bir toplum, bir ulus erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşmaktadır. Olabilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini göz ardı edelim de kitlenin tamamı ilerlemiş olsun. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından, beraber, arkadaşça atılmak ve birlikte mesafe almak gereklidir!" |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Schrödinger'in Kedisi ![]() Üyelik tarihi: 15 Aralık 2010 Şehir: Uzun heceli bir kent Mesajlar: 3.449 Ettiği Teşekkür: 1.227 Aldığı Teşekkür: 778
Rep Gücü : 84 Rep Puanı: 7976 Seviye: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | uzun bir dönem bunların sebebinin eğitimsizlik olduğunu ileri sürdüler. eğitimli erkekte karısını dövüyor eğitimli kadında eziliyor. herşey insanın vicdanında olup bitiyor. kadın ya da erkek ayrımı yapmadan insan olmayı ve insanca davranmayı beceremedikçe her zaman bunlar olacak. |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| kadın, olmak, türkiyede |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| Sistem Bilgileri | Site Bilgileri |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 Forumla+ |