Türkiyenin En İyi Forum Sitesi

Aynı Yaprakta Olmak - Forum
radyo sohbet facebook twitter iletisim
Forum  

Aynı Yaprakta Olmak

Ortaya Karışık



Go Back   Forum > Forumla Eğlence > Ortaya Karışık

Ortaya Karışık Birşey paylaşmak istiyorsunuz, ama uygun bölümü bulamadınız mı? işte burası tam sizin için..

beyazesyam


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Ocak 2011, 13:41   #1 (permalink)
Yasaklı
 
Ben Sen O - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Aralık 2010
Şehir: Attaleia
Mesajlar: 9.515
Ettiği Teşekkür: 469
Aldığı Teşekkür: 983
Rep Gücü : 109
Rep Puanı: 9852
Seviye: Ben Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond repute
Standart Aynı Yaprakta Olmak



Bahçe kapısının önündeyim. Kapının ardındaki hayat beni hâlâ kucaklayacak mı emin değilim.
Kucaklamak? O zamanlar hayatın bizi kucakladığının farkında bile değildik ki!
Hayatta deli deli koşardık futbol oynardık... Öpüşemediğimiz karşı cinsten 'şiddetle' öcümüzü almada ya da gıcık kaptığımız hemcinsimizi elimize geçirmiş olmanın zevk ve hırsıyla; yakan top illâ ki!
Ama yandan yandan hayatta kurulmuş hanımlar dikizlenirdi.
Zaten biz ilgilenmesek "çok koştunuz tozu dumana kattınız gidin başka yerde oynayın yeter artık..." nutukları bitmez ilgiyi ister istemez çekerlerdi üzerlerine.
Anneanne kekleri hep beraber yenip paşa çayları içilirken hanımların sonsuz kerelerce verdikleri yemek tariflerine duydukları ilgiye her defasında şaşardık. Bi de sürpriz kahve geliverirse değme keyiflerine!
E sonrasında kendini ağırdan satan görmüş geçirmiş Dilbaz Hanım'ın fallarını dinlemek vardı! Biraz mahcubiyet ve biraz umutla bekleşen genç kızlar süzüm süzüm süzülürken Dilbaz Hanım daha da kurum kurum kurumlanırdı.
Ellerse hiç boş durmazdı; kimi dantelde ustaydı kimi nakışta kimi börek açmada kimi durmaksızın yemede... Etamin günün modasıydı sökükse her devrin... Akşam yemeği hazırlıkları mümkün olduğunca ertelenirdi e zaten hamarat hanımlar beyler ajansa takılmışken çoban salata yapmayı da araya sıkıştırıp bi çırpıda sofrayı hazırlardı.
Biz çocuklar deli deli koşardık futbol oynardık yakan top... Yaşlar sesler bağırtılar kediler dedikodular taklitler sokak satıcıları yapraklar sloganlar umutlar kavgalar hanımeli... Hepsi birbirine karışırdı. Hayat bizimdi. Biz hayattık. Ne kadar büyüktü hayat; bitmez tükenmezdi. Ne çok yapacak şey vardı; koşturmaktan yorulduğumuzda ya da canımız sıkkın olduğunda mırıl mırıl parolalı parolalı konuşmak 'kendimize ait dünyamızın' büyüklere çaktırmadan kanıtıydı!
Çok tatlıydık! Hayatın kollarında ne kadar da güvenliydik... Küçücük yaşımıza rağmen kocaman kahramanlardık o hayatta. Aslında herkes kahramandı bizim hayatımızda. Ne kadar büyüktü hayat... Tüm kahramanları pışpışlayıp ninni söyleyecek sarıp sarmalayacak kucaklayacak ve onları daha da büyütecek kadar...
Bahçe kapısının önündeyim...
Özlemimin ve merakımın yerini birazdan hüzne bırakacağını biliyorum.
Bahçe kapısının ardındaki koskocaman hayatta artık bana yer kaldığından şüpheliyim. Dokunup dokunmamakta tereddüt ettiğim paslı demir kapının kelepçesini eğer açabilirsem o mu beni özgürlüğe kavuşturacak ben mi onu bilmiyorum.
Kapıyı açabildiğimde yavaş yavaş ilerliyorum... Birkaç kedi temkinli temkinli önümden arkamdan benimle beraber geliyor; sanki beni bir yerlerden tanımış da emin olmak ister gibiler... İyi ki onlar var; yoksa tamamen yalnız hissedeceğim kendimi.
Bi tuhaf; evet biliyorum bu ağacı. Evet işte şuradaki pencere aynı yerinde... Ama kimse yok. Kimsecikler yok bomboş burası. Kimse kek yemiyor kimse kahve içmiyor. Kediler miyavlıyor kediler miyavlıyor kediler miyavlıyor... Kediler...
Kediymişim
ölmüşüm...

eşim varmış
ölmüş...

biz çok sevmişiz
biz yan yana ölmüşüz...

sonra gelmişim bir şekilde
kedisiz
eşsiz
yalnız...

yoksa o da gelmiş mi?
Yoksa biz arar mıymışız birbirimizi?
Hep soğuk muymuş hep ayaz mıymış buralar?
Hep dert mi olmuşuz yoksa derman üflerken
bilmeden birbirimizi arar dururken?

Küçücük kalıverdim bu hayatın ortasında. Küçücük kalıverdi hayat yaşamın ortasında; gözlerim kapalı ben dönerken. Küçücük dönüyorum hayatın ortasında...
Hanımeli kokusu... Evet hatırlıyorum... Sanki birazdan kalburabastı tarifi başlayacak... Tanıdıklar geliyor... Döndükçe... Kediler... Sürtünüyorlar... Kesif yanık bi koku... Sobada yakılmış kitaplar kısa ömürlü... Ne çok kitap var... Yasak sözcükler ısıtacak artık bizi; erken öğrendik kitapların anlamını!
Küller hayattan yaşama savruldu savruldu... Kimse tutamadı sonra onları kimse bulamadı... Ateş kıza bak! Ne biçim çalımladı yine kendini santrafor sanan ahmağı! Ahhh... Bu başka bi koku!
Evet bu koku... Yoksa Dilbaz Hanım Teyze de burada mı? Dilbaz Hanım Teyze? Nerdesiniz?
- Yoksa benim için mi geldin?
- Dilbaz Hanım Teyze?
- Aferin unutmamışsın adımı. Neden geldin?
- Bennnn... Geldim çok özledim...
- Beni mi özledin?
- Ahhh bu kokuyu Dilbaz Hanım Teyze çok özledim... Bu hayatı özledim. O zamanlar anlamasak da acımızın içindeki huzuru bile özledim. Sahiciliği...
- Yani beni?
- Elbette. Çok özledim.
- Ben de seni bekliyordum.
- Beni mi?
- Evet seneler seneler geçti... Seni bekliyorum mektubunu vermek için.
- Mektup mu?
- Evet mektup... Bi yerlere gidemedim bu yüzden çakılıp kaldım bu hayatta bi başıma! Benim gibi kanlı canlı hoş sohbet bi kadın için çektiğim çileyi düşün!
- Beni neden beklediniz anlamadım bilseydim daha önce gelirdim inanın...
- Boş lâkırdı! Bilseymiş! Lokum bile yok yanında!
- Çok özür dilerim gerçekten ben hiç tahmin...
- Tahmin etmedin di mi benimle karşılaşacağını? Ama etmen gerekirdi! Mektup beklemiyor muydun?
- Mektup? Yani sizin bana vereceğiniz bir mektup? Yani...
- Üffff tamam... Yeter... Evet senelerdir bu hayatta seni bekliyorum. Herkes gitti. Ama ben seni bekliyorum.
- Dilbaz Hanım Teyze sahiden siz misiniz? Yani ben gerçekten neredeyim?
- Tamam kızım mızmızlanma sahiden benim işte özlememiş miydin sahiciliği? Al sana Dilbaz! Daha ne olsun! Kafan mememin teki kadar bile etmez! Anla artık! Küçükken akıllı akıllı bakardın yandan yandan alığa dönmüşsün sen!
- Dilbaz Hanım Teyze siz hiç değişmemişsiniz...
- Eeee bakımlı kadınım bitki kürü yapıyorum ayol burada ottan çok bi halt yok!
- Gerçekten çok özledim... Her şeyi... çok özledim...
- Otur artık şuraya merak etmiyor musun mektubu?
- Ben bir şey anlamadım Dil...
- Sus yeter! Tamam sus... Bak kızım sen merak etmiyorsan ben ediyorum! Sittin sene seni bekledim okuyabilmek için... Anladın mı? Dinleyeceksin! Çünkü ben merak ediyorum!
- Oku o zaman Dilbaz Hanım Teyze...
- Hiçbir şey bilmiyordun gitmiştin sadece... Gitmek vazifeydi sanki. Hep gitmek... "Bir daha geri dönemem..."* Beni bu hayattayken de fark etmedin. Umursamadın. Ne çok arkadaşın vardı! Hep kalabalıktı etrafın... Ama ben seni hep yalnız düşledim. Senelerce... Seni düşledim... Bana gelmeni hayal ettim; yalnız. "Sadece gökyüzü... Sadece deniz... Sadece sen ve ben... Sadece sevgi..."** İşte geldin... Buradasın... Artık benimlesin... Bu mudur? Bu mudur? Senelerce ağlamadım şimdi gerçekten ağlayacağım ben bunun için mi bekledim?
- Kim yazmış bunu Dilbaz Hanım Teyze?
- Sen yazmışsın elinin körü!
- Beraber ağlayalım Dilbaz Hanım Teyze! Ben kendime mi yazmışım bu mektubu?
- Yazmışsın işte! Falın öyle diyor!
- Fal mı?
Dilbaz Hanım Teyze? Nerdesin? Dilbaz Hanım Teyze? Bu mis gibi kahve kokusu... Nerdesin? Ahhh bu koku! Bu da ne? Elimde bir fincan... Dilbaz Hanım Teyze... Gerçekten beni bekledin...
Kulağımda fısıltısı dolanmaya başlıyor:
- Zaman nedir kızım? Bilmiyorum yaşımı... Soruyorlar bilmiyorum... Hep aynı andayım; "zaman geçmiyor olmalı!" dedikleri türden... Evet benim buralardan zaman geçmiyor. Oturduğum yerdeyim.
geçmiş
gelecek - hayat duruyor

zaman durdu
hayat şimdi.

Elimde bir fincan... Bakıyorum... Zarflı bir fincan bu... Ne kadar güzel... İçtiğim en güzel kahve... Ne zaman içtim bu kahveyi? "Sen yazdın mektubu" dedi Dilbaz Hanım Teyze. Ben yazdım? Kime? Zarf avuçlarımda hayatın ortasında. Ben mi yazdım? Yoksa yazıldım mı? Birine mi yazdırdım? Kim bana yazdı?
Elimde zarf... Üstünde eflâtun mineli 'hayat' yazıyor doğrudan buraya gönderilmiş mektup. Dilbaz Hanım beni beklemiş... Okumak için... Kediler... Kediler miyavlıyor sürtünüyorlar... Onları hatırlıyorum... Ama pek çok şey de hatırlamıyorum...
Kediymişim
ölmüşüm.

Ürperiyorum düşündükçe: "...İşte geldin... Buradasın... Artık benimlesin..."
Son bir kez Dilbaz Hanım Teyze'ye sesleniyorum. Ama nafile. İstediğinde geldi istediğinde gitti. Beni beklemişti... Şimdi kimi bekler bilinmez... Geriye zarflı bir fincan kaldı... Artık gitmeliyim. Meğer hem zarfa hem mazrufa bakmaya gelmişim! Bu hayatın dillenmesi gerekiyormuş. Çözemesem de! Ama mazrufu muhafaza etmiş zarf; "... artık benimlesin..."
Ağzımda kekremsi telve gözlerimde tarifsiz bir ışık... Demir kapının kelepçesi hâlâ açık; belli ki benden sonra giren çıkan olmamış... Kim gelecek ki zaten artık bu hayata?
Demir kapıyı sonuna kadar açıyorum.
"Çık artık hayat buradan çık süzül coş yaşamda... Kelepçeler bağlamasın artık seni... Yeter bu kadar geçmiş at ağırlığını üstünden... Sen beni içeri aldın ağırladın şimdi artık gitme zamanı..."
Yürüyorum... Sanki ardımda hayat! Ama nedense kısa süre sonra artık peşimden gelmeyeceğini biliyorum. Telefonum çalıyor." Bir kahve içer misin?""Neredesin?" diyorum. "Hep olduğum yerde" diyor. Şaşakalıyorum.
"Nereden biliyorsun burada olduğumu?"
"Daha bende ne cevherler var!" diyor. Gülüşüyoruz... Gözlerimde tarifsiz bir ışık...
"Aslında bugün çok kahve içtim! Başka içecekler var mı bu şehirde?" diyorum.
Sonra o diyor sonra ben diyorum o diyor ben diyorum diyor diyorum diyor diyorum... Diyoruz... Çok gülüyoruz. Gözlerimde tarifsiz bir ışık...
Uzun yoldan geldin:
sonunu gördüğüm
ama öyle kuvvetliydi ki ışık
pencere kenarından kalkıp
yanağını okşadım
ön sırada oturan oğlanın
yanına uzandım sonra
çok uzun uzandım
yıllar yıllar kadar
memelerimi okşadın
tene geçmeden

sen babaannenden
ben ninemden
taşıdık yer yatağımızı
nasıl eski nasıl temiz
nasıl bakir nasıl bakire
biz bilmezken
dikmişler çeyizimizi

Uzun yoldan geldin
... hoş geldin.

Yürüyorum...
Yürüyorum...
Yürüyoruz...
"Biliyor musun aynı yaprakta yazılıydık!" diyor. "Sen bi tarafında ben bi tarafında."
"Sen de mektup aldın mı yoksa?" diyorum. "Evet" diyor "... üstünde eflâtun minesi olan..."
Gözlerim doluyor... Gökyüzüne fısıldıyorum: "Özgürüm".
Biliyorum hayat duyuyor. Kediler miyavlıyor; patilerinde telveler...
* 'Sözlerimi Geri Alamam' şarkısından / Bulutsuzluk Özlemi
** 'Tepedeki Çimenlik' şarkısından / Bulutsuzluk Özlemi

Ben Sen O isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanlarımız
beyazesyam
Cevapla

Etiketler
aynı, olmak, yaprakta

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:48.

Sistem BilgileriSite Bilgileri
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 Forumla+


Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar paylaşımlarını önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yinede sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız mail iletisim adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelenip en kısa sürede gereken yapılır.
Türkiyenin en iyi Forum Sitesi!

sayaç


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501