Türkiyenin En İyi Forum Sitesi

Edebiyatın Endazesi - Forum
radyo sohbet facebook twitter iletisim
Forum  

Edebiyatın Endazesi

Ortaya Karışık



Go Back   Forum > Forumla Eğlence > Ortaya Karışık

Ortaya Karışık Birşey paylaşmak istiyorsunuz, ama uygun bölümü bulamadınız mı? işte burası tam sizin için..

beyazesyam


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04 Şubat 2011, 21:39   #1 (permalink)
Yasaklı
 
bAŞKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Şubat 2011
Şehir: Kiminin aklında, kiminin sol yanında ツ
Mesajlar: 2.585
Ettiği Teşekkür: 817
Aldığı Teşekkür: 556
Rep Gücü : 60
Rep Puanı: 5604
Seviye: bAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond reputebAŞKa has a reputation beyond repute
Standart Edebiyatın Endazesi



Her milletin, her döneminde; her şeyde olduğu gibi, kültür ve edebiyat alanında da egemen olan unsurlar ile bunları yönetip yönlendiren iktidarlar hep var olagelmişlerdir…

Yönetip yönlendiren siyasal erkin sırtını sıvazladığı kurum, kuruluş, tüzel ve özel kişiler; güncel sanat uçurtmasının ipini ellerinde tutmakla birlikte, geçmiş dönemlerden kendilerince ve dolayısıyla temsil ettikleri siyasal erkin kültür-sanat çizgisine uygun görülen “kültür ve sanat adamları”nı da özele çekip, güncelleştirirler. Bu hizmet, bir bakıma kendilerine gayrı resmî olarak verilmiş bir görev gibidir…

Ondandır ki, kültür ve sanatın her alanında yepyeni “ünlü”ler apansız parlayıverirken; bunlarla birlikte bir dönemin “nisyan” karanlığına gömdüğü, unutulmuş eski(meyen) bir “Üstâd” da yeniden gün ışığına çıkarılır…

Gün ortasına patlatılarak, apansız ışıyan “yeni ünlü”; bazen sipsivri bir çıkış, bazen yamyassı bir yordamla, bazen de siyasal erk eliyle doğrudan güncelin gergefine nakışlanır… Ondan sonrası, “sanat ve edebiyat borsası”(!) marifetiyle, bu “ün”ün bir şekilde pekiştirilip sağlamlaştırılmasına yönelik yöntemlere kalmıştır…

Bu pekiştirme ve “belleklere çakma”; parlatılacak kişiye, üst üste birkaç kurumun ayrı-ayrı vereceği ödüller, basında sağnak gibi olumlu-olumsuz eleştiriler ve (Hikmet-i Hüdâ,) eser(ler)inin bir ayda birkaç baskı yapması gibi yöntemlerle sağlanır… Bunlara, yazılı ve görsel medya eliyle övgü ve övgüye teğelli “tartışma”lar, “yarışma”lar, “eser”lerinden parçaların okul kitaplarına alınması, karşı olan kesimlerin ilgi duygularını gıdıklayacak bazı beşerî zaaflarını ortaya saçmak, uydurma bir suçtan gürültülü yargılanıp hapsedilmesi gibi daha birçok yöntemi eklemek mümkündür…

Eski, eskimeyen ya da fersudeleşmiş olsa bile, siyasilerin seçim afişlerindeki posterleri gibi usta ellerce “civan”laştırılan “Üstâd”lar, yine aynı ellerce gündemin ortasına gönder gibi dikilebilir… Bu da bir ahde vefadır belki. Birilerince üzerlerine ilgisizliğin kapkara şalı örtülenlerin, karanlığa gömülüp unutturulanların; bir zaman sonra birilerince gün yüzüne çıkarılması, belki de zâyi olan hakkının teslimidir…

Eski bir üstâdın güncelleştirilmesinin yöntemleri; genellikle yuvarlatılan ölüm veya doğum yıldönümleriyle, (yüzüncü ölüm, yüz ellinci doğum yıldönümü gibi) o yılın, o “Üstâd”a hasredilmesi gibi, çok da fazla olmayan yöntemlerdir. Ancak, oldukça etkilidir…

Dememiz odur ki, bütün bu etkinlikler, genellikle her dönemde siyasal erkin desteğiyle, “nev-i şahıslarına münhasır” bir “elit” grubun mârifiyle oluşur…
Bu her dönemin siyasal özüne özel “elit/münevver” kişi veya gruplar; bazen bir dinî cemaat, bazen sosyal bir dernek, bazen de uluslar arası bir ticari örgüt olabilmektedir…
Ama ne yazık ki; her dönemin bir süresi vardır… Her dönemde siyasal erkin sanat borsasının parlattıkları, havai fişek veya maytap aydınlığı gibi büyük bir gürültü ve parlaklıkla patlayıp, o dönemle birlikte sessizce sönerek, yeni bir nisyan perdesine bürünmekteler…

Keşke öyle olmasaydı. Menkul kıymetler borsası gibi dıştan ve içten dürtüklemelerle; gerçek edebiyatçılar bir yükseltilip, bir düşürülerek, sanat ve edebiyat borsası(!)nın oyuncağı hâline getirilmemeli. Sanatın ve sanatçının rüzgârına yön verilmemeli. Sanatkârın “eser”i varsa, eser… “Bizim kesimin sanatçısı”na “ödül” yarışını bırakmak gerek artık. Hakkın teslimi ve özendirmek hakça ve komplekssiz olursa ödüllendirmek de iyidir. Ama en önemlisi sanatın ve sanatkârın özgürlüğüdür…

Sanat ve edebiyat, geniş anlamda evrenseldir. Bir portreyi Van Goog da, Çallı İbrahim de boyar önündeki tuvale… Bir kır manzarası karşısında etkilenen şair Mallarme de olabilir, Behçet Necatigil de… Ancak, tuvali boyayan fırçada da, şiiri kâğıda aktaran kalemde de, kendilerini tutan elin sıcaklığı vardır. Yani hüner onları tutan ellerdedir. Resmin de, şiirin de altındaki imzalara bakılmaksızın; ses ve renklerin evrenselliğine rağmen, millî motifler kendini gösterir ve göstermelidir diye düşünüyorum…

Ne acıdır ki, bizde elit sanat ve edebiyatla, halk sanatı ve edebiyatı oldukça kalın çizgilerle birbirinden ayrılırlar… Dün de böyleydi, bugün de böyle…
Osmanlı döneminde de, “elit” veya “münevver” denilen tabakanın şairleri, “baht” yâverliklerine göre, “Taht” Yâverleri’nin korumaları altına alınmışlardır… Zaten Osmanlı Sultanlarının büyük bir kısmı bestekâr ve şairdir. Osmanlı’nın her döneminde, “Sultanü’ş-Şuarâ” veya “Reis-i Şairân” ünvânı alan “Üstâd” şairler; mutlaka o dönemin üstâd bir şairi olan Padişahın “musahib”idir. Padişah da, bu “musahip-şair”ine ya maaş bağlamış, ya da bir “mansıb” ihsân etmiştir…

Ne yazık ki, halkın dilinden söyleyip, halkın gönül teline tezene vuran “Halk Şairleri” aynı itibarı görememişlerdir… Hatta, dönemin siyasal erki ve kendilerini “münevver zümre” olarak niteleyenler, bu halk şairlerinin bir çoğunun yaşadığından bile haberdar olmamışlardır… Bunların içinde asılanlar (Pir Sultan Abdal), haklarında ferman çıkarılıp, otağdan otağa sürgün edilenler (Dadaloğlu) ve İstanbul’a sokulmayan, bir yetkilinin kefil olması sonucunda üç gün kaldıktan sonra Üsküdar’dan yola vurulan (Seyranî) dağ gibi halk şairleri vardır…

Gerçi “Divân Şairleri”nden de bahtı karalar söz konusudur. Kulağı ağır duyduğu ve kalender meşrep olduğu için Sultan mansıbından mahrum kalan (Zâti), dilinin belâsına uğrayıp saray odunluğunda boğularak denize atılan ve mezarı olmayan (Nef’i), onca ihtiras ve gayretine rağmen Şeyhülislâm makamına eremeden göçüp giden (Bâki) divân şairleri de vardır…
Türk Halk Şiiri’nin doruğu olan Karacaoğlan (1606-1689) ile Divân Şairi Neşâtî (?-1674) çağdaştır… Onların yaşadığı dönemde, Osmanlı Saltanat Tahtı’ndan Sultan I. Ahmed, Sultan II. Osman (Genç), Sultan IV. Murad ve Sultan IV. Mehmed gelip geçmiştir…
“Sebk-i Hindî” denen ve bir beyit içinde bir çok anlam içermeyi hedefleyen akımın en önemli temsilcilerinden biri olan Neşâti, bir gazelinde;

“Erdi hengâm-ı safâ fasl-ı bahar oldu yine
Devr-i gül mevsim-i feryâd-ı hezâr oldu yine” yani;
“Geldi zevk-eğlence vakti, bahar mevsimi oldu (geldi) yine,
Gül zamanı, bülbülün feryat (ağıt) mevsimi oldu yine” derken

Karacaoğlan, bir koşmasında şöyle seslenir:

“Evvel bahar yaz ayları gelende,
Lale, sümbül dallanacak zamandır.
Koçyiğitler sılasını arzular,
Yâre nâme yollanacak zamandır.
……………
Karac’oğlan der ki, ben yana yana,
Yârin sitemleri kâr etti cana,
Seherde oturur bülbül figana,
Gayrı kuşlar dillenecek zamandır.”

Er kişi sesi hâlâ Toros Dağları’nın doruklarında yankılanan Dadaloğlu (1785-1868) ile Divân şairi Âkif Paşa da (1787-1845) çağdaştır. Yaşadıkları zaman diliminde, Osmanlı Saltanat Tahtı’nda Sultan III. Selim, Sultan II. Mahmud ve Sultan Abdülmecid gibi yenilikçi, münevver padişahlar vardır…

Dadaloğlu, doğduğu Çukurova topraklarından hemen hiç ayrılmadı. Koçaklamalarında Köroğlu’nun, duygusal koşmalarında Karacaoğlan’ın sesi olarak; Toros yaylalarından günümüze doğru esmeye devam etmektedir. Bir ara Sivas dolaylarında zorakî iskân edilmek istendiyse de, mensubu olduğu Afşar boyuyla birlikte yeniden Çukurova’ya, Toros yaylalarına döndü ve orada öldü…

Vezir rütbesiyle Hariciye ve Dahiliye Nâzırlığı ve daha bir çok önemli devlet görevlerinde bulunan Âkif Paşa, önce “tenzil-i rütbe” ile Kocaeli Mutasarrıflığına atandı, sonra da halkın şikâyeti üzerine rütbesi alınarak sürgün edildi. Gözden düştü, uzun süre ilgisizlik cenderesinde bunaldıktan sonra Hacc’a gitti. Dönüş yolunda hastalanarak İskenderiye’de öldü. Mezarı oradadır…
Âkif Paşa, bir gazelinin son beytinde;

“Âkifâ, tarh-ı suver eyledi hiçâ-hiçe
Var mı hâmem gibi bir hendese-pirâ-yı adem?” yani;
“Ey Âkif, temel çizimini yaptı boşluğun,
Var mı kalemim gibi bir yokluk geometrisi uzmanı?” diyerek, hüzün ve nedâmetini ortaya koyarken,..
Dadaloğlu Toros yaylalarından gök gibi gürler:

“Belimizde kılıcımız kirmânî,
Taşı deler mızrağımız temreni,
Hakkımızda Sultan etmiş fermanı,
Ferman Padişahın, dağlar bizimdir!..”

Kültür ve sanatın kalbur üstü ve kalbur altı olmaz. Olmamalı… Birilerinin üzeri ilgisizliğin kara pöstekisiyle bastırılıp örtülürken, birilerinin altına kadife minder sunulmamalı…
Halk, eğitilmeyip cahil bırakılırken; onların omuzlarında yükselip, nasırlı ellerinden alkış beklemek hangi kaba, hangi vicdana sığar?.. Ne demek “elit tabaka edebiyatı?..”

Yapı ve dilini dimağımda eritemediğim, mazmunları her anlama çekilebilen, “mülemmâ”, “terkib-i bend”, “kaside” gibi Arabî-Fârısî; ya da “sonnet” ve “terza rima” gibi Frengî adlarla anılan şiirler elbette sanattır, edebiyattır. O eserlere gözlerinin nurunu, irfan ve ilhamlarını koyan “şuarâ”yı rahmetle anarız. Ama bu eserler gerçekte kimindir, kimler içindir, kime ses verir?..

Bir manzumemizin bir dörtlüğünde;
“Bu saz beni söyler benim sazımsa,
Toprağında ara cevher lazımsa.
Cahil hâlim eğer alın yazımsa;
Yazımı hor gören benden değildir.” demişiz.

Kendilerine “elit”, “aydın” ya da “münevver” diyen bir avuç mutlu azınlığın edebiyatının adı “Divân Edebiyatı” ise; milletin, halkın edebiyatına “Kerevet Edebiyatı” mı diyeceğiz?.. Sanat Müziği, halk müziği,.. Zâdegân marketleri, halk pazarları,.. Halk matinesi, halk ekmeği,.. Ondan sonra da, “Halkalı şeker/Hasiretlik çeker…”

Bu ayrım yapılmamalı. Kültür ve sanat bağlamasında, hakanın da, çobanın da gönül teline aynı tezene vurmuyor ve “vatan” dendiği zaman akan sular durmuyorsa, o kalabalık “millet” olamaz…

Sanatı halkın seviyesine mi indirelim?.. Hayır! Halkı eğitip, lâyık olduğu yere yücelttikten sonra, sanatı halkın seviyesine getirmeye çalışalım… Bu milletin gerçek münevverleri ve gerçek şairleri halktan kopuk değillerdir… Kültür de, edebiyatta halkın malı, milletin gönül peteğinin balıdır…

Halkı anlatmayan, halka yaslanmayan, halkın öz malı olmayan kültürün kilosu ve edebiyatın endâzesi kaç para eder gönül bedesteninde?..


Sadettin Kaplan
bAŞKa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
bAŞKa Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
reredan (06 Şubat 2011)
Reklam alanlarımız
beyazesyam
Alt 06 Şubat 2011, 22:26   #2 (permalink)
Kayıtlı Üye
 
reredan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Şehir: izmir
Mesajlar: 2.135
Ettiği Teşekkür: 470
Aldığı Teşekkür: 258
Rep Gücü : 29
Rep Puanı: 2596
Seviye: reredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond repute
Standart

eline sağlık edebiyata ilgn hoşuma gitti.
reredan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
reredan Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
bAŞKa (06 Şubat 2011)
Cevapla

Etiketler
edebiyatın, endazesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:11.

Sistem BilgileriSite Bilgileri
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 Forumla+


Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar paylaşımlarını önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yinede sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız mail iletisim adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelenip en kısa sürede gereken yapılır.
Türkiyenin en iyi Forum Sitesi!

sayaç


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501