Türkiyenin En İyi Forum Sitesi

İlhan İrem'den Harika Bir Paylaşım - Forum
radyo sohbet facebook twitter iletisim
Forum  

İlhan İrem'den Harika Bir Paylaşım

Ortaya Karışık



Go Back   Forum > Forumla Eğlence > Ortaya Karışık

Ortaya Karışık Birşey paylaşmak istiyorsunuz, ama uygun bölümü bulamadınız mı? işte burası tam sizin için..

beyazesyam


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Şubat 2011, 13:52   #1 (permalink)
Kayıtlı Üye
 
reredan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Şehir: izmir
Mesajlar: 2.135
Ettiği Teşekkür: 470
Aldığı Teşekkür: 258
Rep Gücü : 29
Rep Puanı: 2596
Seviye: reredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond reputereredan has a reputation beyond repute
Standart İlhan İrem'den Harika Bir Paylaşım



İlhan İrem'i severdim, bu yazısından sonra daha cok seviyorum.

BU “KÜÇÜK DAĞ YARATICILARI” NEREDEN ÇIKTI
24.01.2011 01:26


Özgürlük, aşk, cesaret, heyecan, isyan, bilim, akılcılık, kabullenmemek, coşku, kuşku, sorgulamak, boyun eğmemek, mutluluk, enerji, başına buyrukluk, hesap vermemek, hesap sormak, umut, arzu, düşünmek, düşünmemek, sevişmek, yaratmak, yıkmak, yapmak, bozmak, koşmak, yarışmak, paylaşmak, ayrışmak, kavga, barış, romantizm, hümanizm…
Gençlik her şeydir.
En gamsız avareliklerden en diri uyanışlara yelpazelenen bir titreşimdir.
Yalnızlıklarda ve kalabalıklarda sürekli bir devinimin devrimcisidir genç.
En kötü koşullarda ve haksızlıklar hangi boyutlarda olursa olsun asla pes etmemek…
Geleceksizlik kaygısını ışıltılı gelecek gemileriyle yarıp yarınlara açılmaktır.
Ruhu kararmışların içini röntgen filmi gibi görmektir gençlik.
Dogmaya, diktaya, faşizme, körü körüne inanmaya, itaat etmeye başkaldırmaktır.
Bütün bu nitelikleri bünyesinde barındıran başka güzellikler de var; “Bilim”, “Sanat” ve “çağdaş kadın.”
İnsanları korkutabilir…
Mazlumları tutsak eder…
Orduları sindirebilirsiniz…
Ama hala sesinizin yankılanmayacağı alanlar var.
Gerçek yurtseverleri, gençliği , aydınlığın kadınlarını, bilim insanlarını asla eğip bükemezsiniz.
Sanata, sanat eserine sözünüz geçmez.
Çağdaş bilim ve sanatla aydınlanmış… Evrensel sınırsızlıklarının ayırdına varmış insanlar koyun muamelesi görmeyi kabul etmezler. Asabi çobanlar gibi, o insanları azarlayamazsınız. Hiç kimseyi azarlayamazsınız! İnsanların yaşam alanlarının daraltılmak istenmesi, ruhunu tümden teslim etmemiş toplumlarda bir kimyasal reaksiyon başlatır.
Sindirmeye yönelik taktikler rüzgarda açılmış şemsiye gibi ters dönüverir.
Sizin için şaşkınlık verici olsa da, bazı insanları rüşvetle satın alamazsınız. Yollarına trilyonlar dökseniz, yine de susmazlar, zorbaya boyun eğmezler.
Tarih boyunca, genç özgürlüklerin soluk aldığı platformlar, bilim ve sanat mabetleri düzen tilkilerinin kabusu olmuştur. Göstermelik seremoniler dışında, operada, balede, tiyatroda, izlerini pek bulamazsınız.
Gençlik… Ruhtaki gençlik ve sanat, dün, bugün ve yarındır.
Tüketilen senelerden çok, üretilen yılların zamansızlığında “daima”dır.
Sonsuza kadar genç kalacak olan yüce kurtarıcı bunu biliyordu.
Ülkenin üzerine çökecek karanlığı bir asır önceden gördü de, yedi düvelden ve yobaz takımının kucağından kurtarıp aldığı genç Türkiye Cumhuriyetini gençlere emanet etti.
Atatürk’ün gençliği, köle olmayı reddeden kadınlar, sanat ve bilim… Hepsi de aykırıdır, muhaliftir.
Sanatsız, resimsiz, heykelsiz, bilimsiz… Yaşamadan yaşlanmışların tek tip dünyasına korkusuzca başkaldıran bu kare as ülkeyi aydınlığa uçuracak son umudun kanatlarıdır.
Gençliklerini, hurafelere, diz çökmeye, boyun eğmeye, korkulara kurban etmiş olanlar bu güzelliklerin nasıl bir kainat olduğunu anlayamaz, derinliklerini tahayyül bile edemezler.
Asla kendilerine benzetemeyecekleri, vesayet altına alamayacakları aydınlıktan korkarlar.
“Anlamak” onlar için, gittikleri yöne ters istikamette uzak bir ülkedir…
Sanat eserlerine, genç yüreklere ulaşmak, genç beyinleri dinlemek yerine, suçlarlar, kulp takarlar, yaftalarlar.
Özünde, ihtiyar geçen gençliklerinin hıncı ve bu hiç bilmedikleri ışıltıdan duydukları rahatsızlık vardır.
İnceliklerden kalınlıklara doğru bir seyahat yaşanıyor.
Çağın özeti budur.
Birileri, karşılarına çıkanları karalayarak, kara deliklerini ülkenin içinden geçip cüceye döneceği ebatlarda büyüttüler…
Bütün değerlerin ve kavramların içini boşaltarak geleceği karanlığa boyayanlar, belki de dünyanın en büyük ironisi olarak; Hak, hukuk, çok renklilik, çok seslilik, özgürlük ve demokrasi türküleriyle çağdan geriye doğru uzaklaşıyorlar.
Trajikomik olan ise, evrensel değerlere sahip beyinlerin sanal hürriyet ve eşitlik masallarıyla, cahil halkla birlikte uyutulabilmesidir.
İnsanların ve devletlerin defolu ruh hali sağlığa kavuşup gerçek anlamda evrensel insan doğmadıkça, özgürlük, barış, demokrasi, eşitlik gibi kavramlar hayal alemlerinin safiyane ütopyası olarak kalacaktır.
İnsanı ve insan sevgisini merkeze alınca, dünyanın bütün kötü niyetlerden, arınıvereceğini, “Imagine” şarkısı eşliğinde, sınırların, bayrakların kalkacağını, küreselleşme ve AB poşetine girmiş emperyalizmin sona ereceğini… Paranoyalardan(!) kurtulunca, şeriatçıların demokrasi aşığı olacağını… Kürt sorunu da dahil olmak üzere, eşitlik, özgürlük ve çağdaş demokrasinin gül bahçelerinde tohumlanıvereceğini düşünenler, dokuz yıl önce girdikleri tripten yavaş yavaş ayılmaya başladılar.
Şimdi anlıyorlar ki;
Pusulası doğuya kilitlenmiş, tek yönlü bir yol bu.
Çağdaş bilime ve sanata zerre kadar katkısı olmayan arap ülkelerindeki devşirme süper teknolojilerle, yaldızlı bir yaşamasızlık yolculuğu…
Bu şark ekspresine binmeyi reddeden… Ne batıya ne doğuya yaslanmadan, “tam bağımsız Türkiye” diyenlerin halkı küçümsediğini söyleyebilen, çoğunluk diktasına peşkeş bir halk dalkavukluğu…
Ülkeyi tersyüz eden bir büyük yalan bu.
Aydınlığa, çağdaşlığa, evrensel güzelliğe dair hiçbir istasyona uğramadan…
İçinden geçtiği coğrafyayı paramparça eden bir ray hattında kömürleşmiş umutlar dökerek ilerleyen bir kara tren.
Derin uçurumların kenarında, karanlık tünellerde, yaşanılan her sarsıntı için, gidişatı eleştiren aydınlık yolcularırıı suçlayan bir makinist.
Bizi başka bir çağ ile uzlaştırma terkibindeki sevgi ve özgürlük hezeyanlı ikramlarıyla ağır ağır başka bir coğrafyaya doğru seyrediyor.
Bir fasit daire içinde dönenirken herkesi peşine takma histerisine kapılmış bir yol hikayesi.
Makinist ve kondüktörler gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya çekiştirilen insanlar, aykırılıkların, yükseltilerin törpülendiği, birörnek insanların yaşadığı, renksiz, kokusuz, mutsuz bir ülkeye taşınıyor.
Ya geçip giden trene uzaktan öyle bakacaksın ya da uysal bir yolcu olacaksın.
Lokomotife yönelmek, makasçılığa heveslenip trenin yönünü değiştirmeye yeltenmek, makiniste yan bakmak yok!
Büyük gürültülerle hayatlarımızı delip geçen bu gece yolculuğunun ardından ıslık çalmak bile organize suç sayılabilir.
Peki neden böyle?
Ellerinde karalar, ceplerinde tehditlerle yürüyen bu “küçük dağ yaratıcıları” nereden çıktı?
Asık suratlarla tehlikeli kavşaklarda ihtişam ve güç oyunları…
Akşam olup kalabalıklar çekildiğinde, şüphe etmekten yorgun düşmüş büyük yalnızlıklar…
Ayrıntıları saklayıp ruhuna düşürecek ince elekten yoksun yürekler… Yazık!
İnsan dokusunun kalınlık kreşendosu ne zaman böyle dayanılmaz hale geldi?
Ruhlarımızı kara trenlerle üzerinde yaşam olmayan bir yerlere götürmek isteyen…
Kendi boşluğunda salınmasından bile sakındığımız duyguları, şarkıları, hayatları un ufak eden…
Işıkları bir bir karartarak, bu ardına bakmadan yürüyüp gidenler kim?
Nasıl bu kadar fütursuz olabiliyorlar?
Vicdanı olmayan kişi, bencileyin boş bir kalıptır.
Kaf dağına kral olsa hükümsüzdür yüreğimde.
Atasına, şehidine, yaşlısına, gencine, köklerine, çiçeğine… İnsana saygısı, sevgisi yoktur.
Ülkesini, tarihini, coğrafyasını, her şeyi satabilir.
En kutsal değerleri kullanmaktan çekinmez.
Esareti hürriyet olarak pazarlar…
Terörün anlamı barış, bölücülüğün adı demokrasi, yurtseverlik ise darbecilik olur.
Softaların yaftaları ortalığa saçıldıkça sapla saman daha bir karışır.
Amaçları üzüm yemek değil, bağcıyı da dövmek değil, bağları yok etmektir.
Bu erek ile aralarındaki son engeller; “çağdaş gençlik, cumhuriyet kadınları, bilim ve sanat.”
Bunu biliyorlar…
Eşsiz mavi göz de biliyordu…
Karakışı, dağlardan inecek eşkiyayı ve herşeyi…
O yüzden seslendi yıllar önce; “Ey Türk Gençliği!..”
Işık ve sevgiyle…


reredan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanlarımız
beyazesyam
Cevapla

Etiketler
bir, harika, paylaşım, İlhan, İremden

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:26.

Sistem BilgileriSite Bilgileri
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 Forumla+


Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar paylaşımlarını önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yinede sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız mail iletisim adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelenip en kısa sürede gereken yapılır.
Türkiyenin en iyi Forum Sitesi!

sayaç


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501