Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz

Go Back   Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz > Genel Kültür > Sanat Köşesi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02 Ocak 2011, 22:23   #1
Yasaklı
Ben Sen O - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 23 Aralık 2010
Nerden: Attaleia
Mesajlar: 9.511
Tesekkür: 468
987
Tecrübe Puanı: 111
Ben Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond reputeBen Sen O has a reputation beyond repute
Standart Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Dönemlere Göre Sanat Eserleri

Anadolu Medeniyetleri Müzesi



Paleolitik Çağ:




Yontma veya Eski Taş Çağı olarak adlandırılan bu dönem iki milyon yıl önce başlamış ve on bin yıl önce son bulmuştur. Ancak bu zaman dilimi dünya tarihi içinde geçerli olup yerel olarak değişim gösterebilir. Paleolitik çağ insanları ekonomik açıdan avcı ve toplayıcı topluluklardan oluşur.

Yerleşik düzene geçmedikleri için tarım ve besin üretmesini bilmeyen topluluklar konar-göçer bir tarzda yaşamlarını sürdüren avcı topluluklar olmuştur.

Alt Orta ve Üst olmak üzere üç evreye ayrılan Paleolitik dönemde ilk devrin insanları beyin kapasiteleriyle orantılı olarak kendilerini vahşi hayvanlardan korumak beslenmek avlanmak için ve zaman zaman da kendi aralarındaki mücadelelerde kullanmak üzere bir takım basit taş aletler yapmaya başlamışlardır. Genellikle sert olan taşları daha sert olan taşlarla yontarak işlemişler ya da doğal olarak çevrede bulunan taşları kullanmışlardır.

Orta Paleolitik dönemde ise kaba taş alet ve yongaların yerini oldukça düzenli bir şekilde yontulmuş ve kenarlarda yapılan rötuşlarla uç ve kazıyıcı haline sokulmuş işlenik yonga aletler alır. Üst Paleolitik Dönemde yontma teknolojisindeki gelişme dikkati çekecek düzeyde olup taş işçiliği en büyük gelişimine ulaşmıştır.

Ön kazıyıcılar taş delgiler taş kalemler yaprak biçimli uçlar ve mekik aletler bu dönemin ürünleridir. Çağın son evrelerinde ise sırtı devrik dilgicikler ortaya çıkmıştır. Taş aletlerin yanı sıra kemik ve boynuzdan yapılmış aletlerde de büyük bir artış gözlenmektedir.

Bu durum artık alet yapan aletlerin üretildiğini göstermektedir. Üst Paleolitik Dönemin önemli gelişmelerinden biri de insanların entelektüel hayatlarıyla ilgili bir takım sanat eserlerini yapmaya başlamalarıdır.
Mağara duvarlarına ve çeşitli objeler üzerine yapılan boyalı resim gravür alçak kabartmalar ile heykelcikler bu çağın sanat tarihi içindeki rolünü ortaya koyar.


Müzede Yontma Taş Çağına ait en güzel eserler Antalya civarında bulunan Karain Mağarası buluntularıdır. Çeşitli taşlardan yapılmış aletler arasında el baltaları kazıyıcılar ve uçlar dikkat çekmektedir.


Neolitik (Yeni/Cilalı Taş) Çağ:

İnsanlık tarihinde ilk besin üretimi ve yerleşik düzenin başladığı çağdır. Eski Yakındoğu ve Ege'nin en gelişmiş Neolitik merkezi Çatalhöyük'tür.

Kentin dikdörtgen planlı evlerinin en büyük özelliği duvarlarının boğa başları ve resimlerle bezeli olmasıdır. Bu bezekler yapıların kutsal alan olarak kullanılan bölümünde yer almaktadır. Yüksek kabartma ya da tam plastik olarak işlenen boğa başlarının bir kısmı gerçek boğa başının kille sıvanması ile yapılmıştır.

Duvar resimlerinde herhangi bir motif göstermeyen düz boyalı panellerin tek ya da çok renkli geometrik bezeklerin çiçek yıldız gibi sembolik motiflerin yanı sıra değişik konulu tasvirler de görülmektedir. Bunlar arasında insan elleri ve figürleri tanrıçalar av sahneleri boğa kuş yabani geyik leopar ve ayı gibi hayvanlardan oluşan bezekler ile manzara bir kentin arkasında püsküren volkan ve başsız cesetleri gagalayan akbabaları kovalayan insan tasvirleri bulunmaktadır. Bu kutsal alanlarda ana tanrıça fikri bereket kültü olarak görülür.

Müzede pişmiş toprak ya da taştan yapılan ana tanrıça tasvirleri ile birlikte pişmiş topraktan hayvan şeklinde adak heykelcikleri çanak çömlekler ve daha çok oval formlara sahip seramikler de bulunmaktadır.


Neolitik dönemin ikinci önemli merkezi olan Hacılar'da ise her evde bulunan kilden yapılmış ayakta veya oturur pozisyondaki tanrıça tasvirleri dikkat çekmektedir.

Müzede sergilenen seramikler arasında kırmızı astarlı çok iyi perdahlı kadın başı biçiminde bir kap ile hayvan biçimli tören kapları ilginç örneklerdir.


Kalkolitik (Bakır-Taş) Çağ:

Taş aletlerle birlikte bakırın da kullanılmaya başlamasından dolayı Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan bu dönemin en gelişmiş kültürü Hacılar'da karşımıza çıkmaktadır.

Bu çağın en belirgin özelliği olan el yapımı boyalı çanak çömlek Hacılar'da kullanılmıştır. Teknik ve form açısından ileri bir düzeye erişmiş parlak perdahli tek renk çanak çömleklerin yanı sıra zengin bezeklere sahip boyalı çanak çömleklerde de giderek artış gözlenmiştir.

Oval ağızlı kaseler küre gövdeli çömlekler iri vazolar dikdörtgen çanaklar küpler ve testiler değişik kap formları arasındadır. Neolitik çağın devamı olan pişmiş topraktan tanrıça heykelciklerinin çoğu oturur durumda ve daha şematik olarak yapılmıştır.


Geç Kalkolitik Çağın önemli yerleşim birimlerinden Beycesultan'da bir çömlek içinde ele geçmiş olan gümüş yüzük bakır aletler hançer parçası ve üç iğne maden aletler bakımından önemli bir grubu oluşturur.


Eski Tunç Çağı:

Anadolu İ.Ö VI. Binin sonu III. Binin başlarında Eski Tunç Çağına girmiştir. Anadoluda yaşayan insanlar bakıra kalay katarak tunç elde etmiş ve bu alaşımla silah kap-kacak süs eşyası üretmişlerdir.

Bu devirde yaşayan insanlar hayvancılık ve ziraatla birlikte ticaret ve maden işleriyle uğraşmışlardır. Her türlü madeni çok iyi işlemişlerdir. Madencilikte döküm ve dövme tekniği kullanılmıştır. Eserlerin nicelik ve nitelikleri bu çağ insanının sanat ve madencilik konusunda önemli bir düzeye geldiklerini ortaya koymaktadır.

Dönemin önemli merkezlerini Alacahöyük Horoztepe Eskiyapar Kültepe Mahmatlar Kayapınar kentleri oluşturmaktadır. Alacahöyük'te keşfedilen mezarlarda bulunan ölü hediyelerinin çoğunu altın gümüş elektron ve tunç eşyalar oluşturmaktadır. Kehribar akik kaya kristali demir ve pişmiş toprak olanlar da görülür.

Mezara bırakılan süs eşyalarının yanında tunçtan ve altından silahlar güneş kursları geyik ve boğa heykelleri kadın ve bereket sembolü olan ana tanrıçayı temsil eden kadın heykelcikleri ve sistrumlar eşsiz sanat eserleridir. Eski Tunç Çağı'nda yapılmış çanak-çömlekler tek renkli ve çok azı boyayla süslenmiştir.

Bu eserlerin ana tipleri gaga ağızlı testiler emzikli çaydanlıklar geniş karınlı çömlekler tek kulplu kase ve fincanlar çift kulplu vazolar insan yüzlü testilerdir. Yine bu çağa ait elde ve çarkta yapılan seramikler damga mühürler ve eğirme ve dokumacılığın ilerlediğini gösteren ağırşak tezgah ağırlıkları ve kirmenler de müzede sergilenmektedir.



Asur Ticaret Kolonileri Çağı:

Bu dönemin başlangıcı aynı zamanda Anadoluda yazılı tarihin ve Orta Tunç Çağının başlangıcıdır.

Mezopotamyalılar Asur'un öncülüğünde kuzey komşuları ile sistemli ticari ilişkilere girmişlerdi. Ticaret yapmak amacıyla Anadoluya gelen Asurlu tüccarlar karumda yerli halk ile birlikte yaşamışlardı. Tüccarlara ait çivi yazılı tabletlerin büyük bir kısmı müzede sergilenmektedir. Koloni çağında çömlekçi çarkı yaygınlaşmış yazılı tarih başlamış ve Hititler tarih sahnesine çıkmışlardır.

Çağın eserleri arasında Kaniş Kralı Anitta'nın adının çivi yazısı ile yazılmış tunç hançeri bereket tanrıçasının fildişi fayans kurşun ve pişmiş toprak örnekleri vardır.

Ayrıca kurşun figürlerindeki tanrıların kıyafetleri; silahları ve başlıkları aslan antilop domuz kartal kedi çarık ve salyangoz biçimindeki ritonlar kıymetli malzemeden yapılmış altın eşya ve takılar tunç aletler fildişi obsidyen kara kristalinden vazo ve heykelcikler de yine çağın sanatını temsil eden önemli eserlerdir.




Eski Hitit Hitit İmparatorluk ve Geç Hitit Çağı:


Hititler Anadolunun merkezi sistemle idare edilen ilk devletidir. Bu dönemde sanat büyük ölçüde Anadolu geleneğine bağlıdır. Seramikte teknik ve form bakımından Asur döneminin izleri devam eder.

Törensel içki kapları bu dönemde daha büyük yapılmıştır. Bu çağa ait kabartmalı vazolara daha önceki dönemlerde rastlanmamıştır. İnandık vazosu bu özelliğin en önemli örneğidir.

Devrin seramik formları arasında büyük boy banyo kapları marta biçiminde kaplar süzgeçli kaplar kantharoslar ve çanak içindeki tanrıçalı kült kabı özellik gösteren türlerdir. Bu dönemin maden sanatını temsil eden örneklerden ikisi Boğazköy'de bulunmuş; altından yapılmış oturan tanrıça biçimli kolye tanesi ile Dövlek'te bulunmuş tunç tanrı heykelciğidir. Hitit tasvir sanatında dinsel ve krali olaylar işlenmiştir.

Tasvir sanatını oluşturan büyük boy heykeller ve ortostadların yanında bu çağda aynı üsluba göre altın fildişi tunç ve taştan yapılmış küçük tanrı heykelcikleri ve kabartmaları da önemli yer tutmaktadır. Eski Hitit'in mühür geleneği de bu çağda devam etmiş bunun yanı sıra kullanılmış olan yüzük ve düğme mühürler de müzede sergilenen eserler arasında bulunmaktadır.

Ayrıca Mısır ve Hitit uygarlıkları arasında yaşanan Kadeş Savaşından sonra yapılan ve aslı gümüş bir tablete yazılan Kadeş Antlaşmasının çivi yazılı pişmiş topraktan kopyası da önemli belgeler arasındadır. 1986 yılında Boğazköy'de bulunan çivi yazılı bronz tablet Anadoluda şimdiye kadar bulunmuş tek tunç tablettir.


Geç Hitit sanatının önemli özelliklerinden biri mimari ile yontuculuğun birlikte uygulanmasıdır.

Sur duvarlarındaki kapılar saray cepheleri kabartmalı taş bloklarla (ortostad) kaplanmıştır.Müzede Geç Hitit sanatına ait taş eserler de görülmektedir. Malatya yakınındaki Aslantepe şehrinin kapısını süsleyen kabartmalar ve iki aslan heykelinde Malatya Beyliği Kralı Sulumeli'nin tanrı ve tanrıçalara içki sunuşu betimlenmiştir.

Müzede en çok eseri bulunan Geç Hitit krallıklarından Kargamış'ın Uzun Duvar Kral Burcu Kahramanlar Duvarı ve Su Kapısı kabartmaları müzede orijinal durumlarına uygun olarak yerleştirilmiştir. Geç Hitit şehir krallıklarının ortak özelliklerinden biri de Hitit hiyeroglif yazısıdır.



Frig Dönemi:

İ. Ö XII. yy başlarında Güneydoğu Avrupadan gelen Ege göçleriyle Anadoluya giren Frigler Hitit imparatorluğunu ortadan kaldırarak Anadoluya egemen olmaya başlamışlardır.

Friglerin siyasi yaşantıları ve sanatları erken evre ve geç evre olmak üzere iki dönemde gelişmiştir. Frig ülkesindeki kaya anıtları ile diğer yerleşim merkezlerinde yapılan kazılar sonucu elde edilen buluntular Frig mimarlığının çok geliştiğini gösterir.

Kral şehrinde yaşamış olan Frig Kral Ailesi ve asil zenginler öldükten sonra üstü büyük torak tümseklerle örtülü ardıç ve sedir ağacı gibi kütüklerle yapılmış mezar odalarını içeren tümülüslere gömülüyordu. En önemli Frig tümülüsleri başkent Gordion Afyon-Eskişehir yöresi Ankara'daki Orman Çiftliği ve Anıtkabir alanı içinde bulunmaktadır. Bu mezarların en büyüğü Kral Midas'a ait olduğu sanılan Gordion'daki mezar anıtında oymalı ve kakmalı motiflerle süslü üç ayaklı masaları olan tunç kazanlar sıralanmıştır.

Tunç kazanları içinde omphaloslu taslar makara kulplu çanaklar helke küçük kazancıklar kepçeler ve çok sayıda fibula bulunmaktadır. Aynı çağlarda Urartulardan ithal ettikleri tunç kazanlara kendi anlayışlarını katarak yeni stil geliştirmişlerdir. Kazan ağız kenarlarında aslan ve boğa başı kullanan Urartuların yerine Frigler Asur tipi insan başı kullanmışlardır. Frigler ağaç işçiliğinde de ileri bir uygarlıktır.

Eşsiz mobilyalar boğa aslan boğuşma figürleri at heykelcikleri mitolojik sahneli ahşap kabartmalı levhalarla birlikte özgün üslupta fildişi figürleri bulunmaktadır. Müzedeki bir diğer eser de Ankara taşından (andezit) işlenmiş ortosad biçiminde yapılmış aslan at boğa griffon ve sfenks kabartmalarıdır.

Çarkta biçimlendirilmiş Hitit seramikleri de tek ve çok renkli boya bezekli olmak üzere ikiye ayrılır. Siyah ya da gri astarlı ve tek renkli türde madeni kapların etkisinde kalarak yapılmış örnekler çok yaygındır.



Urartu Dönemi:

Urartular İ.Ö. I. Binin başlarında Van Gölü çevresinde büyük bir devlet kurmuşlardır. Doğu Anadolunun hayvancılık tarım ve maden filizlerine uygun coğrafik özelliğinden dolayı bu topraklar sık sık Asur akınlarına uğramıştır.

Büyük ölçüde Asur etkisinde kalan Urartuların bırakmış oldukları yazılı eserler Asurluların aksine kuru ve cansızdır. Ele geçen yazılı tabletler sayıca çok az olup kontrat ve mektuplardan ibarettir. Urartuların en önemli kitabeleri taş levhalar üzerinde bina bloklarında ya da kayalar üzerindedir.

Mimarlık ve bayındırlıkta üstün başarı göstermiş ince işçilikli taşları sarp tepelere çıkartarak anıtsal yapılar inşa etmişler ve mimarlık tarihine çeşitli yenilikler getirmişlerdir. Urartuların resmi yapılarını süsleyen canlı ve renkli çeşitli motiflerden oluşan duvar resimlerinde geometrik ve bitkisel motiflerle çeşitli hayvan figürleri işlenmiştir.

Çiçek ve geometrik motiflerle oluşturulan kompozisyonlar kutsal ağacın iki yanındaki cinler kanatlı sfenksler kutsal hayvanlar üzerindeki tanrılar en sevilen ve kullanılan konulardır. Urartu maden sanatının kendine özgü heykelciklerle süslü tunç kazanları Frigya Yunanistan ve İtalya'ya ihraç edilmiştir. Urartu sanatında tunç levha işlemenin önemli bir yeri vardır. Kemer miğfer ve kalkanlar adak levhaları koşum takımları ve okdanlıklar bu grup içinde sayılabilir. Urartu sanat eserleri arasında önemli bir grubu da mühürler oluşturmaktadır.

Silindir ve damga mühürlerinin yanı sıra Urartular silindir-damga biçiminde mühürcülük geliştirmişlerdir. Fildişi işçiliğini de büyük başarıyla devam ettiren Urartular kuş başlı kanatlı cinler(griffon) insan yüzleri geyik kabartması palmet plakları kavuşturulmuş iki el biçiminde yapılmış aplike parçalar ve aslan heykelcikleri eserlerini bırakmışlardır.

Bunlardan üç ayaklı sehpaya yatan aslan Önasyanın fildişinden yapılmış en büyük aslan heykelciğidir.



Lidya Dönemi:

Lidya sanatının kökeni bronz çağına kadar uzanır. Ülkeleri Frigya Kralı Midas'ın Kimmerler saldırısındaki ölümünden sonra en kuvvetli krallık olmuştur. Lidya sanatı seçkin Anadolu kültür ürünlerinin mirasçısıdır ve Yakın Doğudaki en büyük rakipleri olan Pers sanatının ilham kaynağı ve öğreticisi olmuşlardır.

Lidya sanatının gelişmişliği Anadolu geleneğini sürdürmesinden sanatçılarını ve ustalarını sanat ve mimarlık için Pers ülkesine Pasargade ve Susa'ya kadar göndermesinden değerli mücevheratını ve metal işlerini Yunan saraylarına ve mabetlerine kadar yollamasından anlaşılır. Lidyalıların fildişi işlemeciliği ve adak figürlerinin yapımına katkıları da yeni araştırmalarla gün ışığına çıkacaktır.



Alıntı...
__________________
.. Yasadışıyım ! Hadi tutukLa beni gözLerimden..



Ben Sen O isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anadolu, dönemlere, eserleri, göre, medeniyetleri, müzesi, sanat, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:47.


sevgi sözleri - termoform - thermoform
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Forumla+

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252