Bitki Nedir-Bitkinin Özellikleri-Bitkilerin Sınıflandırılması-Bitkiler Hakkında Bilgi
Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz  

Go Back   Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz > Günlük Yaşam > İnsana Dair > Sebze ve Meyveler / Bitkiler ve Çiçekler

Sebze ve Meyveler / Bitkiler ve Çiçekler Sebzelerin,meyvelerin, bitkilerin ve çiçeklerin faydaları, özellikleri..

Rating , 9,5 out of 10 based on 154 ratings
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Mart 2010, 13:21   #1
üye
 
Heaven - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 16 Ocak 2010
Nerden: İstanbuL
Mesajlar: 9.001
Tesekkür: 592
13.182
Tecrübe Puanı: 1332
Heaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond reputeHeaven has a reputation beyond repute
Standart Bitki Nedir-Bitkinin Özellikleri-Bitkilerin Sınıflandırılması-Bitkiler Hakkında Bilgi

Bitki Nedir-Bitkinin Özellikleri-Bitkilerin Sınıflandırılması-Bitkiler Hakkında Bilgi

Bitki Nedir-Bitkinin Özellikleri-Bitkilerin Sınıflandırılması-Bitkiler hakkında Bilgiler
Öte yandan dut incir ve ekmekağacının birçok ortak özelliği olduğu için hepsi aynı ailenin üyeleri sayılarak dutgiller (Moraceae) familyası yani ailesi içinde toplanmıştır. Böylece birbirine benzer özellikleri olan bütün akraba cinsler aynı aile içinde sınıflandırılır. Örneğin buğdaygiller familyası buğday arpa çavdar gibi tahılları ve bazı otsu bitkileri baklagiller familyası da bakla bezelye nohut mercimek gibi tohumu yenen sebze bitkilerini yonca fiğ burçak gibi yem bitkilerini ve yerfıstığı soyafasulyesi gibi yağlı tohumlu bitkileri içeren çok kalabalık ve değerli bitki aileleridir. fasulye


BİTKİ. Canlılar dünyasının en önemli gruplarından biri bitkiler öbürü hayvanlardır. Fotosentezle kendi besinini kendisi üretebilen kökü gövdesi ve yaprakları olan üstün yapılı bitkiler bu özellikleriyle hayvanlardan kolayca ayırt edilebilir. Oysa evrimin daha alt basamaklarında bitkilerle ya da hayvanlarla ortak özellikler taşıyan ama gerçek anlamda ne bitki ne de hayvan sayılabilen pek çok canlı vardır. Uzmanlar sınıflandırmada büyük güçlük çıkaran bu ilkel ve basit yapılı canlıları bugün bitkiler ve hayvanlar âleminin dışında tutma eğilimindedir. Ama geleneksel sınıflandırmaya bağlı kalan bazı bilim adamları birçok özelliğiyle bitkilere benzeyen suyo-sunları (algler) ile mantarları tallıbitkiler adıyla bugün bile bitkiler âleminden sayarlar. Oysa bu canlıların üstün yapılı bitkilere özgü gövde yapraklar ve iletim damarları gibi özelleşmiş dokuları yoktur; hücreleri tal denen basit ve özelleşmemiş ipçikler ya da katmanlar halinde bir araya toplanmıştır. Buna benzer temel farklılıkları göz önüne alarak mantarları ve suyosunlarını bitkilerden ayıran yeni sınıflandırmalarda ise bu canlılar bitki ve hayvan benzeri bütün tekhücrelileri içeren Protista âlemi içinde sınıflandırılır; hatta mantarlar ayrı bir âlem olarak kabul edilir. Canlıların sınıflandırılmasını genel çizgileriyle ansiklopedinin CANLILAR maddesinde bulabilirsiniz.

Bitkilerin yüz binlerce değişik türü vardır. Bu türlerin boyutları ancak mikroskopla görülebilen bazı yaprakyosunları gibi çok küçük bitkilerden başlayıp California'nın kıyı sekoyaları gibi yaklaşık 90 metre boyundaki dev bitkilere kadar uzanır. Bitki türleri açısından dünyanın en zengin bölgesi olan Kuzey Kutbu ile tropik iklim kuşağı arasındaki enlemlerde 300 bin kadar bitki türünün bulunduğu sanılmaktadır.

Bitkilerin Genel Özellikleri

Bütün canlılar hücre denen temel yapı birimlerinden oluşur. Bitkiler ve hayvanlar gibi üstün yapılı canlılarda bu hücreler her birinin ayrı bir işlevi olan organları ya da özelleşmiş dokuları oluşturacak biçimde bir araya toplanmıştır. Canlının yaşamını sürdürmesini sağlayan beslenme büyüme solunum ve üreme gibi temel işlevlerin yerine getirilmesinden bu organlar sorumludur. Ama bu ortak özelliklere karşılık hem hücre yapısı hem de bazı yaşamsal işlevler açısından bitkiler ile hayvanlar arasında belirgin farklılıklar göze çarpar. Örneğin bitki hücresinin hayvan hücresinden farklı olarak büyük ölçüde selülozdan oluşmuş sertçe bir hücre duvarı ve klo-roplast denen organelleri vardır (bak. hücre). Böylece bitkiler kloroplastlardaki yeşil renkli klorofil pigmentinin yardımıyla güneş ışığını (enerjisini) soğurup fotosentez denen bir süreçle kendi besinini üretebilir. Fotosentez yeteneği olan yeşil bitkiler arasında yaşamını öbür yeşil bitkilere bağımlı olarak sürdüren asalak bitkilerin sayısı pek azdır. Oysa hayvanlar yaşamaları için gerekli olan besin maddelerini bitkisel ve hayvansal yiyeceklerle dışarıdan almak zorunda olan dışbeslek canlılardır.
Bitkiler de hayvanlar gibi büyüyüp gelişir ve yeni hücreler üreterek yaralı dokularını onarabilir. Ama erişkin yaşa gelen bir hayva*nın büyümesi durduğu halde bitkilerde büyüme olayı yaşam boyunca sürer. Bu sonsuz büyüme özelliği de bitkiler ile hayvanları ayıran temel farklardan biridir.
Bütün canlılar gibi bitkiler de dış uyaranlara bir tepkiyle yanıt verir ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlayabilir. Bitkiler özellikle dokunma su yerçekimi güneş ışığı ve kimyasal maddeler gibi uyaranlara karşı duyarlıdır. Bitkinin genellikle uyan kaynağına doğru dönerek verdiği bütün tepkisel yanıtlara yönelim (tropizm) denir. Bu tepkilerin en sık karşılaşılan biçimleri ışığa yönelim (fototropizm) yerçekimine ya da yere yönelim (jeotropizm) kimyasal maddelere yönelim (kemotropizm) suya yönelim (hidrotro-pizm) ve elektriğe yönelimdir (elektrotropizm ya da galvanotropizm). Örneğin bir bitki baş aşağı çevrilse bile kökleri gene toprağa tepesi de güneşe dönük olacak biçimde büyümesini sürdürür. Küstümotunun yapraklarına dokunulduğu anda yaprakçıklar birbirinin üstüne kapanır. Sarmaşık ya da üzüm asması gibi sarılıcı ve tırmanıcı bitkilerin sülükleri de dokunmaya karşı duyarlıdır; bu sülükler yakındaki bir dala ya da tele değdiğinde bu desteğe sarılarak bitkinin yukarıya doğru tırmanmasını sağlar. Çiçeklerin taçyaprakları genellikle ışığa duyarlıdır; güneş doğunca açılır güneş batınca kapanır. Bitkilerin yaprakları da çoğu kez güneş ışığına yönelir.
Yönelim sırasındaki bu kısıtlı hareketler dışında bitkilerin hayvanlar gibi yürüyerek sürünerek yüzerek ya da uçarak yer değiştirme olanağı yoktur. Bütün yaşamlannı bulunduklan yere bağlı olarak sürdürmek zorundadırlar.





Aralarındaki bu temel ayrılıklara karşılık canlıların yaşamsal işlevlerinden biri olan üreme olayı üstün yapılı bitki ve hayvanlarda hemen hemen aynıdır. Hayvanlarda olduğu gibi tohumlu bitkilerde de erkekorganın ürettiği sperma hücresi dişiorganın ürettiği yumurta hücresini dölleyerek bu tohumdan yeni bir canlının gelişmesini sağlar. Oysa bazı suyosunları ya da amip gibi basit yapılı canlılar doğrudan hücre bölünmesiyle çoğalır. Bitkilerin yeryüzündeki dağılımı büyük ölçüde tohumlarının bir yerden bir yere taşınmasıyla gerçekleşir. Bu yüzden bazı bitkilerin tohumları rüzgârda uçabilecek biçimde kanatlıdır; bazılarında hayvanların postuna tutunmalarını sağlayan kanca ya da dikenler bulunur. Bazı tohumlar da yerde yuvarlanarak ya da suda yüzerek bir yerden bir yere ulaşabilir.

Basit ve Üstün Yapılı Bitkiler

Botanikçiler bitkiler âlemini iki büyük bölüme ayırırlar: En ilkel ve basit yapılı bitkileri içeren karayosunları ile daha üstün yapılı bitkileri içeren damarlı bitkiler. Her iki bö*lümdeki bitkiler de aralarındaki yapısal ve işlevsel benzerlikler göz önünde bulundurularak kendi içlerinde yeniden gruplandırıhr. Karayosunlarının iki büyük grubundan biri yaprakyosunları öbürü ciğeryosunlarıdır. Damarlı bitkiler bölümü ise atkuyruklan kibritotları gibi görece ilkel bitkilerin ve eğreltiotları gibi daha gelişmiş bitkilerin yanı sıra yeryüzündeki bitki örtüsünün çok büyük bölümünü oluşturan açıktohumlular ve kapa-lıtohumlular gibi en üstün yapılı bitkileri içerir.
Çok nemli yerlerde yetişen yaprakyosunla-n ciğeryosunları atkuyruklan kibritotları ve eğreltiotları sporlu bitkilerdir. Yaprakyosunları ile ciğeryosunlarının kabaca kök gövde ve yaprağı andıran bölümleri biraz daha gelişmiş olan eğreltiotlannda giderek üstün yapılı bitkilerin gerçek kök gövde ve yapraklarına dönüşür. Ama spor denen üreme hücreleriyle eşeysiz olarak çoğalan bu bitkilerden hiçbirinin çiçekleri ve tohumlan yoktur . Oysa açıktohumlular ve kapalıto-humlular gibi tohumlu bitkiler hem tohumları aracılığıyla eşeyli olarak ürer hem de hepsinin ayrı ayn görevleri olan kök gövde yaprak ve çiçek gibi özelleşmiş organlan vardır. Kökler bir yandan topraktan su ve mineralleri emerken bir yandan da bitkinin toprağa sıkıca tutunmasına yardımcı olur. Gövdenin görevi yaprakları yukarıya doğru yükselterek güneş ışığını daha çok almalarını sağlamaktır; ayrıca su ve besin maddelerinin kökler ile yapraklar arasında taşınmasını sağlayan iletimdoku sisteminin temel ekseni de gövdedir. Fotosentez olayının gerçekleştiği yapraklar bitkinin besin üretim merkezleridir. Çiçekler ise tohum üreterek bitkinin çoğalmasını ve soyunu sürdürmesini sağlar.
Yukarıda da özetlendiği gibi tohumu üreten çiçek olduğuna göre bütün tohumlu bitkilerin çiçeği vardır. Ama açıktohumlu bitkilerin çiçekleri bildiğimiz tipik çiçek yapısında olmadığı için çiçekli bitkiler terimi özellikle kapalıtohumlular için kullanılır.


BAŞLICA BİTKİ SINIFLARINDAN ÖRNEKLER

Bitkiler yeşil renkli klorofil pigmenti içeren ve fotosentezle kendi besinini kendisi üretebilen canlılardır. Hayvanİar gibi hareket organları olmadığı için bulundukları yere bağlı olarak yaşarlar. Hücre duvarları selülozlu bu nedenle oldukça serttir. Yaklaşık 300 bin kadar türü olan bitkiler benzer yapısal özelliklerine göre sınıflandırılır


CİĞERYOSUNLARI ve YAPRAKYOSUNLARI


Sporlarla üreyen ve toprak yüzeyinde yastık gibi bir örtü oluşturan küçük yeşil çiçeksiz kara bitkileridir. Yaprakyosunlarının yaprakları sivri uçlu ciğeryosunlarınınki etli ve lopludur (25.000 tür).

KİBRİTOTLARI: Sporlarla üreyen iğnemsi yaprakları ve sporkesesi başaklarıyla (strobil) dev yaprakyosunlarını andıran çiçeksiz kara bitkileridir (400 tür).

ATKUYRUKLARI: İçi boydan boya oyuk eklemli ve boğumlu gövdeleri olan bitkilerdir. Her boğumdan çıkan uzun sivri uçlu ve dikensi yapraklar gövdeyi çepeçevre sarar. Sporlar kozalağı andıran sporkesesi başaklarınca üretilir (30 tür).




EĞRELTİOTLARI: Genellikle parçalı olan yaprakları büyüdükçe bir yelpaze gibi açılan kara bitkileridir. Sporlar yaprakların alt yüzündeki sporkeselerince üretilir (10.000 tür).





AÇIKTOHUMLULAR: Meyvenin içinde saklı olmayan tohumlarla üreyen odunsu bitkilerdir. İğneyapraklılar (kozalaklılar) yalancı sagupalmiyesi ile Cycadales takımının öbür üyeleri ve mabetağacı bu gruptandır (700 tür).





KAPALITOHUMLULAR: Belirgin yaprakları gövdeleri kökleri ve çiçekleri olan otsu ya da odunsu bitkilerdir. Kapalıtohumlular tohum çeneklerinin (çimyapraklarının) sayısına göre iki sınıfa ayrılır.

Birçeneklilerde tek bir çenek bulunur. Buğdaygiller İkiçeneklilerin iki tane çeneği vardır.








Çiçekli Bitkiler

Çok kalabalık bir grup olan çiçekli bitkilerin bütün türleri birbirinden öylesine farklıdır ki aralarından tipik bir örnek seçmek neredeyse olanaksızdır. Kökü gövdesi yaprakları çiçekleri ve meyveleriyle tam bir çiçekli bitki olan düğünçiçeği gene de en iyi örnek sayılabilir. Düğünçiçeğinin birçok türü saçak köklü bazıları şişkin yumru köklüdür. Gövdenin altından çıkarak toprakaltında yayılan beyaz saçak kökler tüy gibi incecik uzantılarıyla topraktaki suyu emer. Toprağın üstünde dallanarak yükselen ince uzun gövdede belirli aralıklarla yerleşmiş küçük boğum yerleri vardır. Her boğumdan bir ya da birkaç yaprak çıkar. Yaprakların koltuğundan yani gövdeye birleştiği yerden de her zaman ya bir çiçek tomurcuğu ya da bir yan dal gelişir. Yaprakların kısa bir sapı ve genellikle parçalı genişçe bir ayası vardır.
Gövdenin ve dalların ucunda tek tek ya da küçük kümeler halinde açan sarı çiçekler bulunur. Her çiçek yeşil renkli beş çanakyap-raktan parlak sarı renkli beş taçyapraktan ve çok sayıda erkekorgan ile dişiorgandan oluşur. Erkekorganlardan her birinin bir ipçiği ve sarı çiçektozlarını üreten bir başçığı vardır. Çiçeğin tam ortasında çok sayıda yeşil mey-veyaprağından (karpel) oluşan dişiorganlar bulunur. Dişiorganlardan her birinin bir tepeciği ile bir yumurtalığı vardır. Tepecik yapışkan yüzeyiyle çiçektozlarını toplar; şişkince bir bölüm olan yumurtalık ise sonradan tohuma dönüşecek olan tohumtaslağını barındırır. Çiçeklerin tepeciği genellikle boyuncuk denen ince uzun bir bölümle yumurtalığa bağlıdır. Tozlaşmadan sonra ça-nakyapraklar taçyapraklar ve erkekorganlar dökülürken her birinin içinde tek bir tohum bulunan şişkin yumurtalıklar birleşerek meyveye dönüşür. Düğünçiçeğinin meyvesi elma armut kiraz şeftali gibi yakından tanıdığınız meyvelerden farklıdır. Ama botanik açısından içinde tohumu ya da tohumları barındıran olgunlaşmış her yumurtalık bir meyve sayılır.
Bitkilerin ÇİÇEK GÖVDE KÖK MEYVE ve YAPRAK gibi temel bölümlerini ansiklopedide ayrı birer madde olarak bulabilirsiniz.

Bütün Besinlerin Kaynağı

Bitkiler olmasaydı ne hayvanlar ne de insanlar var olabilirdi. Çünkü yeşil bitkilerin su suda çözünmüş tuzlar ve hava gibi inorganik maddeleri bütün öbür canlılar için gerekli olan şeker ve nişasta gibi organik bileşiklere dönüştürebilme yeteneği vardır. Bitkilerin kendi besinini ürettiği bu sürece fotosentez denir. Fotosentezde bitkiler topraktan aldıkları suyu havadan aldıkları karbon dioksit gazıyla birleştirerek şekere dönüştürürler. Bu süreç bitkilerin yalnızca yeşil bölümlerinde özellikle yapraklarında gerçekleşir. Çünkü fotosentezde önemli rol oynayan yeşil renkli klorofil pigmenti yalnız bu bölümlerdeki hücrelerde bulunur. Bu bireşim (sentez) için gerekli olan enerji de güneş ışığından sağlanır .

Bitkiler ürettikleri şekerleri hem büyümelerini sağlayan temel besin maddesi olarak kullanır hem de sonradan kullanmak üzere yumru köklerinde ya da tohumlarında nişasta biçiminde depolayabilirler. Ayrıca yeniden karbon oksijen ve hidrojene aynştınlabilen bu maddeler bitki için gerekli olan enerjiyi sağlar. Üstelik bitkilerin ürettiği şeker ve nişasta yalnız bitkilerin değil bütün hayvanların ve insanların da temel besin maddesidir. Örneğin insanların temel yiyeceği olan ekmek nişastah buğday tohumlarının öğütülmesiyle elde edilen undan yapılır. Ayrıca antilop gibi otçul hayvanlar bitkileri aslan gibi etçil hayvanlar da antilopları yediği için bitkiler dolaylı ya da dolaysız olarak bütün hayvanların besin kaynağıdır. İnsanlar ise hem bitkileri hem bitkilerden elde ettikleri yiyecekleri hem de bitkiyle beslenen hayvanların etini yiyerek beslenir. Değişik örneklerde bu "beslenme ağlan"nı geriye doğru izlersek ilk basamaklarda hep bitkilerin yer aldığını görürüz.

Bitkilerin zengin bir besin deposu olmanın ötesinde birçok yaran vardır. Güzel görünümleriyle doğayı süsleyen bitkiler fotosentez sırasında karbon dioksit alıp oksijen açığa çıkardıklarından insan ve hayvanların solunumu için bitkilerin varlığı çok önemlidir. Ayrıca kökleriyle toprağı tutarak toprak kaybını önleyen bitkilerden yakacak kâğıt kereste zamk boya ilaç reçine kauçuk bitkisel yağlar ve dokumacılığın hammaddesi olan bitkisel lifler gibi çok değerli ürünler elde edilir. Baklagiller gibi bazı bitkiler de toprağı azotça zenginleştirerek tarımsal üretimin artmasına yardımcı olur.

Bitki Islahı

Bitkiler her zaman insanlar için vazgeçilmez besin kaynakları olagelmiştir. Çok eskiçağlarda bitkiler doğada kendiliğinden yetişir insanlar da yemeye elverişli bitkileri bulabilmek için durmadan göç ederlerdi. Zamanla bitki yetiştirmeyi öğrenerek yerleşik düzene geçtiler. Bugün tarımı yapılan bitkilerin hepsi yabani bitkilerden türemiştir ama birçoğu atalarından oldukça farklıdır. Çünkü bilim adamları ve tarım üreticileri çaprazlama ve melezleme yoluyla daha yararlı verimli ve üstün nitelikli bitkiler elde etmeyi başarmışlardır. Örneğin yabani buğdaydan besin değeri ve verimi daha yüksek olan daha iri taneli pek çok buğday çeşidi geliştirilmiştir. Bitkilerin çeşitli hastalıklara ve zararlı böceklere daha dirençli duruma getirilmesini de amaçlayan bütün bu çalışmalara "bitki ıslahı" denir.

Dünya nüfusunun ve yiyecek gereksiniminin giderek artmasına karşılık besin kaynaklarının hızla tükenmesi bu çalışmaların önemini ön plana çıkarmıştır. Besin değeri olmayan birçok bitki de tedavi edici özellikleri ve ilaç yapımında kullanılan hammaddeleriyle tıp açısından önem taşır. DOĞADAKİ BÜTÜN BİTKİLERİN KORUNMASI GEREKİR. ÇÜNKÜ HİÇ İLGİNİZİ ÇEKMEYEN SIRADAN BİR OT BİLE İLERİDE İNSANLIĞA ÇOK YARARLI OLABİLİR.

Bitkilerin Adlandırılması ve Sınıflandırılması

Bitkilerin her dilde ilk kez ne zaman kullanıldığı bile bilinmeyen özel bir adı vardır. Akşamsefası civanperçemi hanımeli güveyfe-neri çarkıfelek ballıbaba aslanağzı bektaşiüzümü cinsaçı kadıntuzluğu çobançantası gibi bu güzel ve anlamlı adlar genellikle bitkinin belli bir özelliğini ve halkın düşgücünü yansıtır. Ama her bitki türünün bu yaygın adından başka iki sözcükten oluşan Latince bir adı daha vardır. Bu iki sözcüklü adlandırma sistemini ilk kez 18. yüzyılda İsveçli botanikçi Carolus Linnaeus geliştirmiştir. 1753'te yazdığı Species Plantarum ("Bitki Türleri") adlı başyapıtında bitkileri önce Latince "cins" adıyla sonra o türü aynı cinsin öbür türlerinden ayırt eden değişik bir özelliğiyle adlandırmayı öneren Linnaeus bugünkü bilimsel adlandırma sisteminin öncüsü sayılır.

Bitkilerin nasıl sınırlandırıldığını ve adlandırıldığını daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki örnek yararlı olabilir. Dutun Latince adı Morus'tur. Ama bu bitkinin birçok türü vardır. Bu türleri birbirinden ayırt etmek için meyvelerinin rengini belirten Latince sözcükler de bitkinin bilimsel adına eklenmiştir. Örneğin beyaz dutun bilimsel adı Morus alba kara dutunki Morus nigra mor dutunki de Morus rubra'dır. Çünkü Latince alba nigra ve rubra sözcükleri sırasıyla beyaz kara ve morumsu kırmızı anlamına gelir. Bütün bu bitkiler Morus cinsinin bireyleri yani türleridir. Aralarında büyük bir benzerlik olduğu için hepsi aynı cins içinde sınıflandırılmış ama ağacın boyu yaprakların biçimi meyvelerin rengi ve tadı değiştiği için ayrı birer tür olarak kabul edilmişlerdir.


-ALINTIDIR-


__________________
Heaven isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

sponsor

Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Forumla+

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231