Edebi Türler - Fıkra (Köşe Yazısı)
Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz  

Go Back   Forumla.Net Forum - Biz Bir Aileyiz > Eğitim & Öğretim > Ödev > Türkçe - Edebiyat

Rating , 9,5 out of 10 based on 388 ratings
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Ocak 2011, 06:46   #1
* Shouldn't exist !
 
~Claire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2010
Nerden: Antalya
Mesajlar: 18.126
Tesekkür: 1.669
3.955
Tecrübe Puanı: 422
~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute
~Claire - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Edebi Türler - Fıkra (Köşe Yazısı)

Edebi Türler - Fıkra (Köşe Yazısı)

Bir yazarın, günlük olaylara ya da ülke ve toplum so*runlarına ait herhangi bir konu üzerinde kişisel görüş ve düşüncelerini, akıcı bir dille anlatan düz yazılara fık*ra denir. Fıkralar küçük öykü niteliğindeki nükteli ve "güldürü fıkraları" ile "gazete fıkraları" olmak üzere iki türlüdür.

Güldürü Fıkraları
Belli bir amacı, savunulan bir düşünceyi ele alan ve bunu en kısa yoldan anlatan, mizah ve hiciv unsurları*nı da içinde barındıran sözlü ya da yazılı hikâyelerdir. Bu fıkralar daha çok, sözlü kültürde gelişmiştir.
Güldürü fıkraları, tanınmış kişileri ya da hayvanları ele alır. Kısa öykü niteliği taşır, içinde zekâ oyunları vardır. Nükteli bir dille, sohbet biçiminde, bir sonuca bağla*narak oluşturulur. Nasrettin Hoca fıkraları ile Bektaşî fıkraları bu türdendir.
Nasrettin Hoca bir gün kedisini yıkıyormuş. Yoldan ge*çen arkadaşı Hoca'ya: "Hocam kediyi yıkama, öldü*rürsün." demiş. Hoca, aldırış etmemiş ve yıkamış. Ar*kadaşı dönüşte, kedisinin ölümüne üzülen Hoca'yı görmüş. Adam: "Hocam, ben size kediyi yıkamayın, kedi ölür demedim mi?" demiş. Hoca: "Yıkarken ölme*di ki sıkarken öldü!" demiş.
Yukarıdaki fıkranın güldürü yönü ağır basmaktadır.

Gazete Fıkraları
Yazarların herhangi bir konu hakkında kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinliğe girmeden ortaya koyduk*ları fikir yazılarıdır. Bu yazılar dergilerin ya da günlük gazetelerin belirli köşelerinde yayımlanır. Bu yazılarda kısa, yalın ve akıcı bir üslup kullanılır.
Fıkralarda Konu: Fıkralarda yazar, konu seçiminde serbesttir. Konular özel bir görüşle incelenip eleştirilir. Yazar kişisel görüş ve düşüncelerini içten bir şekilde açıklar. Toplumu ilgilendiren güncel konuları anlatır. Günlük siyasi, sosyal ve kültürel olayları ele alır. Fıkra*larda toplumsal sorunlar, okuru biraz olsun rahatlata*cak, ona geçici de olsa dertlerini unutturacak üslupla işlenir. Bu arada da konuyla ilgili bilgi verilir. Başlangıç*ta sadece siyasi ve sosyal konular etrafında yazılan fık*ralar, zaman içinde sınırlarını genişletmiş, bugün sa*nattan spora, ekonomiden siyasete kadar toplumun bütün günlük sorunlarını kuşatmıştır.
Fıkralarda Dil ve Anlatım: Fıkralar iğneleyici, alay*cı bir dille bazen eleştiri bazen de sohbet tarzında ya*zılır. Fıkralarda yazar inandırıcı, etkileyici ve dokunaklı bir anlatımı benimser. Anlatım, senli benlidir. Okurla sohbet havası hâkimdir. Bu nedenle fıkraların; insanı saran, tatlı, samimi, sıcak bir havası vardır. Fıkralarda genel olarak akıcı, duru, açık ve yalın bir anlatım söz konusudur. Yazar; konuyu çoğunlukla konuşma diliyle kaleme alır. Cümleler kısa ve anlaşılır niteliktedir. Yazı*nın kolay anlaşılması için uzun cümlelerden kaçınılır. Devrik cümleler kullanılabilir. Okuyucunun zevki ön planda tutulur. Fıkraların en önemli özellikleri arasında dilinin sade, üslubunun serbest olması gelir.
Fıkraların Amacı: Günlük konular üzerinde kişisel görüşleri belirtmek, belli bir okuyucu kitlesi kazanmak, görüşleri bu kitleye benimsetmeye çalışmak fıkra ya*zarının amacıdır. Fıkra kısa ve öz yazıldığından bu ya*zılarda yargılamaya, ispatlamaya, tanıtmaya ve ayrıntı*lara yer verilmez. İspatlama yoluna gidilmez. Kesin bir iddia havası hâkim değildir. Kesin bir sonuca varılmak istenmez, özel bir inandırma çabası görülmez. Yazar bir sonuca ulaşır; ancak okuru ikna etme amacı taşı*maz. Onu etkilemeyi, konu hakkında düşünmeye sevk etmeyi yeterli görür. Konu ile ilgili olarak bir kamuoyu oluşturmayı amaçlar. Yazar bunu yaparken duygusal, içten bir anlatım kullanır. Gerçeklerden ayrılmaz. Yan*lış bilgi vermez. Yanlış belgelere dayanmaz. Tutarsız düşüncelere başvurmaz.
Fıkrada Kullanılan Anlatım Biçimleri: Fıkralarda özellikle açıklama, örneklendirme, karşılaştırma, ta*nımlama, öyküleme gibi anlatım yollarına başvurulur. Anlatımda küçük hikâyelere yer verilebilir. Gözlemler*den ve anılardan yararlanılabilir.
Gazete Fıkralarının Planı: Fıkralar giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Giriş bölümünde konu ortaya konur. Gelişme bölümünde düşünceler ilginç örneklerle açıklanır. Sonuç bölümünde ise görüşler et*kileyici bir sonuca bağlanır.
Gazete Fıkralarının Ortak Özellikleri: Konu, oku*run ilgisini çekecek şekilde ele alınır. Herkesin anlaya*bileceği açık, sade, yalın bir dil kullanılır. Hoş, doku*naklı bir sonuca ulaşılır ve okuyucu bu sonuçla ilgili olarak düşünmeye sevk edilir. Aynı konular yerine de*ğişik ve güncel konular işlenir. Konu tarafsız bir gözle ele alınır.
Fıkra - Sohbet Farkı: Fıkrada her türlü güncel konu; sohbette daha çok, sanatla ilgili konular ele alınır. Soh*bette soru cevap yöntemine dayalı anlatım ağırlıktadır. Fıkrada ise serbest bir anlatım vardır. Fıkrada yazar, okuru etkilemeyi amaçlar. Okurun, konuyu düşünme*sini amaçlar. Sohbetin okuru etkileme amacı yoktur. Sohbette sadece dikkatler konuya odaklanmaya çalı*şılır.

Fıkra Yazarının Özellikleri
Gazete ve dergilerde sürekli bir yazı köşesi olan yazar*ların kendilerine ayrılan bölümlerde yazdıkları, günlük olaylar, ekonomi, politika gibi konuları okuyucuları ile paylaştığı günübirlik yazılara köşe yazısı denir. Fıkra*lar, gazete ve dergilerde yayımlanan süreli yayınlardır. Fıkraların kalıcılık özelliği zayıftır. Köşe yazıları güncel konuları işlediği için uzun ömürlü olamaz.
Fıkra, gazete veya dergilerin belirli sütunlarında genel bir başlık altında (Şehir Mektupları, Bize Göre, Pence*re) günlük herhangi bir olayı, bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan kısa yazılardır.
Günümüzde gazete fıkra yazarları, ekonomi ve istatis*tik bilgilerine de yer vererek bilimsel metotlarla çalışırlar.
  • Fıkra yazarları kısa, özlü, derin anlamlar taşıyan yazılar kaleme alabilecek donanıma sahip olma*lıdır.
  • Okuyucunun ilgisini canlı tutabilmelidir.
  • Konularında tekrarlara düşmemelidir.
  • Kapsamlı bir kavrayış gücüne sahip olmalıdır.
  • Derin bir kültür zenginliği bulunmalıdır.
  • Geçmişle günlük olayları kaynaştırabilmede us*talık göstermelidir.
  • Yazısını okura zevkle okutabilmelidir.
  • Duygu ve düşüncelerini inandırıcı, etkileyici, akı*cı bir dille anlatabilmelidir.

Türk Edebiyatında Fıkra
Fıkra türü yazılar Türk edebiyatında Tanzimat döne*minde Batı'dan geçmiştir. 1908'den sonra bu yazı türü Türk edebiyatında görülmeye başlanmıştır.
Türk edebiyatında özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınmıştır. Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Refik Halit Karay, Orhan Seyfi Orhon, Peyami Safa, Burhan Felek, Ahmet Kabaklı ve Çetin Altan da fıkralarıyla öne çık*mıştır.


Fıkra Türünün Genel Özellikleri
  • Bir yazarın herhangi bir konu hakkındaki kişisel görüş, anlayış ve düşüncelerini kanıtlama gereği duymadan hoş bir üslupla yazdığı, kısa fikir yazılarına “fıkra” denir.
  • Bir de tanınmış kimseler, hayvanlar veya başka şeyler hakkında anlatılan ve kıssa denilen küçük hikâyeciklere “fıkra” denir. Nasrettin Hoca, İncili Çavuş, Bektaşi fıkraları gibi. Ancak burada gazete yazı türü olan fıkradan söz edeceğiz.
  • Köşe yazısı olan fıkralarda yazar, gündelik olayları özel bir görüşle, güzel bir üslûpla, hiç kanıtlama gereği duymadan her gün kaleme alır.
  • Düşünceleri hiçbir kalıba bağlı kalmadan serbestçe ortaya koyar.
  • Ele aldığı konu üzerinde bir kamuoyu oluşturmayı amaçlar.
  • Gazetelerin bazı sayfalarında, belli köşelerde, genel bir başlıkla, çoğunlukla da her gün yazılan fıkralarda konu kısaca incelenir; ancak mutlaka bir sonuca varılır.
  • Daha çok iğneleyici, alaycı bir dille, bazen eleştiri bazen de sohbet tarzında yazılır.
  • Fıkralarda okuyucuyla sohbet ediliyormuş havası hâkimdir.
  • Anlatım senli benlidir.
  • Cümleler kısa ve anlaşılır niteliktedir.
  • Konular günceldir ve anlatılanların kalıcılık niteliği yoktur.
  • Olaylar kişisel bir bakış açısıyla işlenir.
  • Kısa, etkili ve dokunaklı bir sonuca varılır.
  • Amaç, okuyucuyu etkilemektir.
  • Düşünceler tekrarlanmaz.
  • Bu yüzden fıkralar öz ve yoğun bir anlatıma sahiptir.
  • Amaç, okuyucuya bazı günlük sorunları tanıtmak, bu sorunlar hakkında düşünceleri, derinliğe inmeden kanıtlamaya kalkmadan söylemektir.

__________________
Are you really here or am I dreaming?
I can't tell dreams from truth
For it's been so long since I have seen you
I can hardly remember your face anymore

When I get really lonely and the distance causes only silence
I think of you smiling with pride in your eyes a lover that sighs


IF YOU WANT ME, SATISFY ME...
IF YOU WANT ME, SATISFY ME...







Kimseye benzemiyor gibisin. Yokluğun hepsinden ağır.

Hiç birine benzemedi ayrılığın. Niye benzesin ki ? Hepsinden çok sevilmedin mi.










~Claire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

sponsor
Alt 19 Ocak 2011, 06:47   #2
* Shouldn't exist !
 
~Claire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2010
Nerden: Antalya
Mesajlar: 18.126
Tesekkür: 1.669
3.955
Tecrübe Puanı: 422
~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute~Claire has a reputation beyond repute
~Claire - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Fıkra Türü Örneği

DEĞİŞEN GÜLÜNÇLÜKLER
Gülünç bulduğumuz şeyler de değişiyor. Vaktiyle bir paşa, bir şarkı mısrasını zikrile (söyleyerek) yanındaki hanıma,
- Bu gazûbâne nigâhın aceb esbabı neden (Bu öfkeli bakışın acaba sebebi nedir)
demiş. Kadın da,
- Hereke kumaşından, efendim.
diye cevap vermiş. Evvelden bu kadının anlayışı gü*lünçtü. Şimdi, kadın haklıdır; paşanın ifadesi gülünç.
Abdülhak Şinasi Hisar
Parçada anlatılan olayda eskiyi temsil eden paşanın söylediği dizeyi kadın anlamamıştır. Onun söylediği "Bu gazûbâne nigâhın aceb asbâbı neden (Bu öfkeli bakışın acaba sebebi nedir)" dizesinde geçen "esbâb (sebep)" sözcüğünü kadın, "esvap (elbise)" olarak al*gılıyor. Bu yüzden soruya "elbisenin neden yapıldığı*nı" açıklayan bir cevap veriyor.
Yazar bu metinde değişen gülünçlüklerden söz ediyor. Dilin değişmeye başladığını, eski dile ait yabancı keli*melerin artık anlaşılmadığını anlatıyor. Yeni neslin de bu kelimeleri anlamadığını ve kullanmadığını vurgulu*yor. Aktardığı olayın kahramanlarından olan kadının yaklaşımını benimseyerek de dil hakkında kendi görü*şünü ortaya koyuyor.
Yazar, yazının giriş ve gelişme bölümünde "öykülemeye", sonuç bölümünde ise "karşılaştırmaya" başvur*muştur.
Yazar bu parçada dilin değiştiğini mizahi bir anlatımla açıklamıştır.
Yazı oldukça kısadır. Yazar bu kısa yazıda o döneme göre oldukça yalın bir dil kullanmıştır. Dolayısıyla bu yazının duru, akıcı ve açık bir anlatımı vardır.
Özellikle giriş ve sonuç bölümlerinden de anlaşılacağı üzere yazıda dil "göndergesel işlevde" kullanılmıştır. Dizenin olduğu kısımda ise dil şiirsel işlevde kullanıl*mıştır.
Parçada toplumun tümünü ilgilendiren bir konudan, dildeki değişimden söz edilmiştir. Eski dili kullananla*rın varlığı da mizahi bir anlatımla eleştirilmiştir. Demek ki yazar eski dili kullanmayı bir sorun olarak görmek*tedir. Bunu yazının sonuç bölümündeki açıklamadan da anlamak mümkündür.
Yazar, metnin sonunda kendi görüşünü açıklamıştır. Ancak bu görüşü ispatlama yoluna gitmemiştir. Okuru bu görüşe inandırmaya çalışmamıştır. Görüşünü etkili ve çarpıcı bir şekilde anlatmakla yetinmiştir.
Parçada geçen "Gülünç bulduğumuz şeyler de değişi*yor." cümlesinde yer alan "bulduğumuz" kelimesinde anlam genişlemesi vardır. Bildiğiniz gibi, bir kelimenin ifade ettiği anlamın dışına çıkarak kapsamının genişle*mesine "anlam genişlemesi" denir. "Bulmak" kelimesi*nin ilk anlamı "arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmaktır. Oysa kelime bu parçada "her*hangi bir görüşe, bir yargıya varmak" anlamında kulla*nılmıştır.
Bütün bu nitelikler söz konusu yazının "fıkra" türünün özelliklerini taşıdığını göstermektedir.
__________________
Are you really here or am I dreaming?
I can't tell dreams from truth
For it's been so long since I have seen you
I can hardly remember your face anymore

When I get really lonely and the distance causes only silence
I think of you smiling with pride in your eyes a lover that sighs


IF YOU WANT ME, SATISFY ME...
IF YOU WANT ME, SATISFY ME...







Kimseye benzemiyor gibisin. Yokluğun hepsinden ağır.

Hiç birine benzemedi ayrılığın. Niye benzesin ki ? Hepsinden çok sevilmedin mi.










~Claire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Forumla+

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231